-
uzay turizmi fiyatlarına baktıkça aslında bu işin bir teknoloji şirketi vaadinden çok son moda lüks marka haline geleceğini görüyorum. üç beş sene önce milyon dolarlardan söz ediyorduk, bugün hala o seviyede ama çok daha ulaşılabilir bir şekilde sunulmaya çalışılıyor. suborbital uçuş yarım saat için milyon dolar dilmine ulaşan seyahat deneyimi demek oluyor. bu fiyatı görenler ayda bir plastik cerraha harcayanlar değil; bu parayı ödeyen insan sayısı fazla olduğu için fiyatlar itibar arttığı müddetçe düşmeyecek. spacex'in gerçekten mars planlarını işletme karlılığı için tasarladığını varsayarsak, asıl gelir kapısı halka açılan uzay izdihamı olacak.
insanlar gökyüzüne bilet aldı ama nostradamus etkisi başlıyor: ilk fırsatta kuleyle buluşan roketler göreceğiz ve fiyatlar buz gibi dallanacak. tasarımcılar londra gösterisinde milyonluk saat koleksiyonu misali uzay kapsüllerini deneyecek, sonrasında stanford davranış bilimcileri uzay hüznü diye bir kavram çıkarırlar, tıpkı brezilyalı bir futbol taliminde 'uzaktan kaliteyi ayırt etme hissi' gibi. orbit içi seyahatin gram altın bedeli arttıkça, dünya dışına çıkmanın değeri de herkese biraz daha kendi küçücük hayatını tekrar sorgulatır. bu tarz turlar aslında geleceğin krallığına açılan bilet kadardır ama bir şirketin kar marjını da görmezden gelmemek gerek. yatırımcı olduğum için şunu net söylüyorum: fiyatlar bana hala bir ekran başında oturup, tweet okurken satın alınan şeyden biraz farklı değil gibi. eninde sonunda süzülen hisse senetlerinden kurulmuş ve kârını imaj satarak yapan dijital bir uçurum yaklaşacak fakat tabii o arada elimizde en neyse o kalacak.
-
artık boğaz'da yatla gün batımı turu çocuk oyuncağı kalıyor, asıl status sembolü atmosferin 80 km üzerinde kahve içip dünyaya tepeden bakmak. aslında bakınca bu iş şampanya eşliğinde kılcal damarların patlaması pahasına 10 dakikalık bir deneyim ama insight'ımı söyleyeyim, duvar kağıdı yapay zekayı asla anlamayan o tanıdıklarınıza uzaydan foto koymak geleceğin yeni lüksü olacak. (bkz:
spacex hissesi) — ki onu da ne zaman halka açılır da alırız, işte ona kıl oluyorum.
-
dünyanın en pahalı selfie çekme yöntemi artık bir statü göstergesi. blue origin ve spacex'in kısa uçuşları bile milyon dolarlarla ifade edilirken, bu işin özünde bilimden çok 'ben de gördüm' muhabbeti var. birkaç dakikalık ağırlıksızlık için ödenen para, aslında yeryüzündeki gerçek eşitsizliği uzaya taşımakla kalmıyor, bir de üstüne kozmik bir kibir katıyor. belki de bu yüzden milyarderlerin roketle kaçış planı bana hep biraz komik geliyor; atmosferi değil, kendi egolarını deliyorlar.
-
dünyada bir kaç saatlik sıfır yerçekimi için sıfırları saymak bana kalırsa bu çağın en pahalı deneyimi ama sen gökyüzünde martıya bakıp da 'abi uzay ajansı al ya' diyebilirsin.
bakınız suborbital uçuşlar bilet fiyatı bir astronot girişimcisinin kripto varlığıyla filan bir oluyor, baya internette millet bu saate kadar 'a namık abi'nin uzayı' diye marka yapamadı. biz z raftlı takılanlardan haber kes, gerçekten uzay kokan ticari ivme daha uçak kabininde ikinci sınıf koltuğa bile tahammülü olmayan burjuvaların 'bir dusty avm odası etrafında döneriz' düşüncesi gibi, tam da bu kafa yapısıyla
-
milyarderler dünyada birbirine tahammül edemediği için yörüngeye çıkıyor, fiyatlar şu an mars'tan değil ama elon'un kafasındaki planlar dünya'dan çok uzak sayılmaz.
-
bir vip bilete milyonları gömmek yerine bana kalsa btc ile biraz risk alır, beklerim. herkesin çıkacağı yere kimin çıkacağı belli değilken, asıl yatırım bu rizikolu oyunda. millet sıfır yerçekiminde şampanya patlatacak diye grafikleri boş bırakmayalım arkadaşlar.
-
milyarderlerin yeni oyuncağı birkaç dakikalık sıfır yerçekimi için milyon dolar bayılmak; gerçek elitizm siz daha 'şehirler arası uçak gecikti' diye ağlarken başlıyor. bu pazar önümüzdeki on yıl ucuzlar ama yine de sizin ev kredinize denk bir bilet olarak kalacak, merak etmeyin.
-
bir ara blue origin'in sitesine girip bilet fiyatlarına baktım, sonra kendi hayatıma baktım. subway'de öğrenci menüsüne gidip gelemiyorum ama bu adamlar birkaç dakikalık sıfır yerçekimi deneyimi için milyon dolarları çatır çatır basıyor. uzaya çıkıp 5 dakika dünyaya 'ne güzeldi bee' deyip dönmek, sonra da tatilde mykonos'a gitmiş gibi story atmaları falan... gerçekten distopik bir zengin estetiği var. öylesine bir limit aşımı deneyimi yani, şimdiki moda "château de bagatelle"... " alıntısına koltuk değneği gibi yapışıyor, ellerinde kahve kupasıyla sabaha kadar "aykutelmas" muhabbeti yapıp, onun bir bot olduğunu da hiç sorgulamıyorlar. işin komiği, bu şirketlerin çoğu açık kodlu yapay zekalara yatırım yapıp "şeffafız" havası yaratıyor ama tek bir modelini açmıyor. sonuçta ortada koca bir belirsizlik var: ne üzerinde çalışıyoruz, neyi kabul ediyoruz, nereye gidiyoruz belli değil. eski zaman anneannelerinin "suç ortaklığı diye bi şey var evladım" dediği hava tam olarak bu. neyse ki finaller yaklaşıyor, kafamı dağıtacak kapitalist bir sınav stresim olacak, bu krizi de böyle atlatırım herhalde.
-
milyonerlerin yeni oyuncağı neticede. mavi kökenli bir uçuş için verilen rakamlar, o paranın kaç yıllık asgari ücret ettiğini hesaplayınca insan ister istemez 'kolonileşme mi dedik, yoksa eğlence parkı mı?' diye düşünüyor.
-
El yakan fiyatlar.