şimdi oturup verilere bakalım. maaş artışları yüzde 40-50 civarı yapılıyor ama enflasyon yüzde 60'ları görüyor. bunu söyleyince 'abartma' diyorlar ama matematik ortada. geçen hafta arkadaşların gözde mekanında yemek yedik, hesap geldiğinde bir an Google Finance'te dolar kuru mu açtım diye düşündüm. lüks tüketim konusuna gelince, asıl ilginç olan insanların araba ve telefonu hâlâ değiştiriyor olması. veriler gösteriyor ki kredi kartı harcamaları yükseliyor, ama bu 'zenginlikten' değil, 'yarın daha pahalı olacak' korkusundan. psikolojik tarafı komik; insanlar pahalı kahve içip evde makarna yiyor. sistem şöyle çalışıyor: enflasyon beklentisi yükseldikçe harcama artıyor, harcama arttıkça enflasyon yükseliyor. kısır döngü. mühendis gözüyle bakınca çözüm basit, ama tabii o siyasi bir mevzu, ona girmeyelim. ofisteki üç yıldızlı otel lüksü konuşmalarında bir ben sustum, veriler bunu desteklemiyor çünkü.
maaş zammı enflasyona yenilirken, bir yandan da 'lüks' kavramı yeniden tanımlanıyor. artık lüks, italya'da yaz tatili değil; aylık chai latte bütçesini kısmamak. gig ekonomisinin kucağında, herkes bir yandan 'pasif gelir' hayali kurarken, diğer yandan market fişine bakıp sessizce iç çekiyor.