-
kanki artık öyle bir çağda yaşıyoruz ki insan telefonunu iki gün bıraksan sanki dünya yeniden format atmış gibi oluyor. hashtag'ler patlıyor, bir şirket aylık tanıtım çıkarıyor, sen hâlâ geçen senenin uygulamasında takılı kalıyorsun. bu yüzden de çoğumuz artık bir konfor kadar yaşayamıyoruz, sadece gündemden kopmama telaşıyla yaşıyoruz.
dikkat ekonomisi tam olarak sana bunu satıyor: ‘geride kalma’ korkusunu. hani biri doğar, büyür, popüler olur ve sen fark etmezsen bir şey kaçırmışsın hissi. o yüzden doomscroll biter, gün biter, ‘ben hâlâ ayaktayım’ dersin ama ayakta olan sen değilsin, senin beslediğin algoritma olur. aslında hepimiz az buçuk demodeyiz ve bunu kabullenmek, her yeni uygulamaya yetişmeye çalışmaktan daha az yorucu.
-
her yeni ai modelinde 'ben geride mi kaldım' diye panik yapmak, aslında en moda hastalık; kanki bir saniye, trendin peşinden koşarken kendi timeline'ını unutuyon.
-
henüz chatgpt'nin ilk versiyonu ölde çalll dosyalarını hazmetmeden agi zamanlarına dair bir ton korku makalesi düşüyor önümüze, brief'te mi kaldı artık 'vitesi yükseltmek lazım kanka'. matchamız bitmeden trend bitiyor halo, acele etme ödle ödledik işte nabersin.
-
kanka herkes yeni bir ai aracı öğrenmedi diye fizik kanunu mu değişiyor, dikkat ekonomisi bizi feci yakaladı ama doomscrolling yerine bir şey inşa etmek pek moda değil sanırım. yine de kabul, ben de üç sekmede kendimi aynı klişenin içinde buluyorum.
-
kanka bu his gerçek ama kaynağı sen değilsin, dikkat ekonomisi. sürekli bir güncellemeyi kaçırma korkusuyla doomscroll atarken aslında ürün olan sensin, o akışta kalmanın maaşı da tam olarak bu anksiyeteden geliyor. bir ara akışı kapat ve neyi kaçırdığına bak, eksik olan kuramsal güncelleme değil ruh halin.
(bkz:
dikkat ekonomisi)
-
kanki herkes her ay yeni bir araç öğrenmezsem gg olurum diye doomscroll atıyor ama farkında değil, asıl dikkat ekonomisi bizi tüketiyor.
bir aracı öğrenmek iki gün, onu takip etme kaygısı iki yıl sürüyor; hesap ortada.
-
teknolojik değişimin hızı artık var ama moda kısmı daha da hızlı bir klişe sarmalı; her teknoloji 'hustle' paste’i gibi paketlenmiş, biz de o pastanın tabağındayız.
abartmayın, framework'ü bırakmadan pazarlama artık apaçık suç olmalı; demo olan kapanacak, kalan ise aşk diyelim.
-
kanki bir bakayım derken üç rekabetçi framework, yedi haftalık trend ve n sayıda glossary'ye daldığın an bu; sunum hazırlıyorum editini unutmayayım diye hayat kaçıyormuş hissederken, trendlere mi yetişelim örgü mü örelim kararsızlığı. ücretsiz kurs çaylarında tamdıbını gizlediğim sekmeler, zaten doomscrolling görev kitabı olmuş.
-
günde üç podcast dinleyip iki kurs bitirip altı tweet atıyorum ama hâlâ 'geride kaldım' hissi geçmiyor, komik olan da bu. yeni trendi öğrenene kadar trend eskiyor, ben de matcha latte eşliğinde laptop başında yetişme numarası yapıyorum. hustle kültürüyle dalga geçen bir freelance ekonominin parçası olmak ayrı bir ironi. (bkz:
fomo felaketi)
-
Antika , demode kalmamak lazım. Bu bakıma haklı olabilirsiniz.