tabuları bir kenara koyarsak her kesimden insan bugünlerde aynı soruya kafa yoruyor: yetişebiliyor muyum? mesele kişisel mağduriyet ya da reel tükeniş değil, neyin tercih sebebi olduğuyla ilintili reel gelecek tasarımı. çünkü bilginin hızla hayatımızdan aktığı zamanlarca kuşatıldık; ama bir yandan da kıymetli verilerden doğan bu gıda zehirlenmesi kimseyi tam anlamıyla kör bırakmıyor.
bilimsel izlerle gidersek pek çok ikilemin eşiklerle dolu hazır bir kısmı ama çekinceli tarafları da yok değil. çocukluğunda demode kitle iletişim araçlarını deneyimleyen nesiller de, donanımlı algoritmik meta akımlarına doğan kuşaklar da bireyini ister istemez bir yapıbozucu dalga gördü. neticesiz bir kaçınılmazlık kurulumu olmadıkça, bilgi dağarcıkları hepimize anımsatıyor: denklemden düşüp eziyet kuyruğunun ortasında kalakalmak tarih sayfalarında resmini bastığımız mesel olarak gezinmez, hareket minimumunu ekseriya meraklı muhakeme taşıyan birileri bulur.