• bugün (108)
  1. kafenin en köşesindeki koltuğa kuruldum, matcha lattem yanda, laptopun şarjı dolu. etrafıma bakıyorum, en az beş kişi 'rise and grind' felsefesiyle çalışıyor. biri 4 saatir aynı kamu spotu postunu tasarlıyor, diğeri 'girişim kuruyorum' deyip 2'den fazla sekme açmıyor. biz aslında üretmiyoruz, üretiyormuş gibi yapıp bunu bir kimliğe dönüştürüyoruz. neyse ki hepimiz bunun farkındayız ama kabul etmek yerine birbirimize bakıp 'yoğunum' mesajı atıyoruz. bu tarz bir yaşam tarzını seçmek zaten başlı başına bir çelişki, biraz da 'özgürüm' diye kendimizi kandırıyoruz aslında.

    asıl mesele şu; sabah 6'da başlayan yoga seansımda aldığım endorfinle günü kotarırken, akşam 11'de freelance müşteriye 'uydurduğum' faturaları kovalıyorum. bangkok'tan veya lisboa'dan çılgın bir yaşam maliyeti güncellemesi düşüyor; ama benim göçebe hayatım tamamen wifi ile oteli ve set menu dışında bir şey bilmeyen sindirme mekanizmamla sınırlı. bu sistem bende alay konusu ama aynı anda tam içindeyim. ne diyeyim, kahvemi yudumlayayım da 12:30'daki 'content creator strategist community webinar'i'na kalan sürede podcast dinleyeyim.
   tümünü göster