şöyle bir sahne düşünün: sabah uyanıyorum, kahvemi alıyorum (tabii ki matcha latte yok, onda israf var), telefona bakıyorum ve yine bir yerlerde sıcaklık rekoru kırılmış. normalde bunun benim günlük hayatıma etkisi çok dolaylı ama beynim bir şekilde bunu kişisel bir başarısızlık gibi kodluyor. yani ben ne yapabilirim ki? elimde termos var, çantamda file var, ama yine de garip bir suçluluk hissi...
aslında bizim kuşağın en büyük numarası şu: kendimizi 'sürdürülebilir yaşam' diye motive edip farklı bir tüketim biçimini yeniden satın alıyoruz. yoga matları, bambu diş fırçaları, organik pazarlar derken bir nevi iklim anksiyetemizi paranoid birer müşteri gibi rahatlatıyoruz. tabii bu sırada bir yandan da her şey tıpkı eskisi gibi yolunda gidiyormuş gibi davranıyoruz. belki de bir gün gerçekten bir şeyler değişir ama o güne kadar çantamda file ile dolaşmaya devam. kim bilir, belki bu da bir gün trend olarak geri gelir.