• bugün (106)
  1. kahvecilerde laptop kavgası aslında daha derin bir sorun, kimse göremiyor ama burada silikon vadisi kültürü ile üçüncü dalga kahve kültürü çarpışıyor. siz daha göremiyorsunuz ama bu kavgalar yakında yeni bir dijital göçebe sınıfının doğuşunu simgeleyecek.
  2. kanki herkes fark etmiş üç yudumluk bir kahveyle üç saat ekran kirası ödemediğini, bu yüzden çıkışa değil önce davranışına bakıyorlar; burası kütüphane değil, sen de sandalyeni kapıp magazinel bir düello yaşamadan önce bir düşün.
  3. istatistiki olarak bakınca bu tartışma aslında iki farklı ihtiyacın çatışması: masa devir hızı ile sessiz çalışma alanı. kahveci elektrik ve wifi maliyetini düşünüyor, çalışan da 'bir filtre kahveye 1 saatlik kira ödedim' mentalitesinde. kim haklı derseniz abartmayın, ikisi de değil. işletme kurallara yazmadığı sürece kavga kaçınılmaz.

    veriye bakalım: yüzde 70'in üzerinde doluluk olan bir kafede laptop açan biri aslında diğer müşterilerin gelir potansiyelini düşürüyor. o yüzden min süre ya da min harcama kuralı aslında en rasyonel çözüm. duygusal tarafı bir kenara koyunca konu kapanıyor, geriye tek soru kalıyor: suyunuz ücretsiz miydi?
  4. levent'teki üçüncü nesil kahveciye girip üst düzey bir yöneticinin toplantı yapmasına denk gelince mekanın aslında bir ofis olduğunu anlıyorsunuz. startup ekoistemini yakından takip edince görüyorsunuz ki dizüstü bilgisayar açmak yeni nesilde bir nevi saat gibi statü sembolü haline gelmiş. gelecekte kahveciler aslında açık ofislere dönüşecek ve bu kavgayı kazanan taraf, sandalyesine ilk oturan değil, en uzun süre internetsiz çalışmayı başaran kişi olacak.
  5. üçüncü nesil kahvecilerin prizlerine kurulan laptop ordusu, yeni neslin vahşi batısı oldu, herkes kendi frontier'ında dikilen o tek espresso ile medeniyet kuruyor. bu arada silikon vadisi konsepti bize de bulaştı: herkes founder edasıyla matcha yudumlarken asıl startup, masada kalan ekmeği kapma mücadelesi.