• bugün (111)
  1. levent'te cam kulelerde geçen yılların ardından bir gün aniden 'her şeyi bırakıp ege'de bir kasabaya yerleşme' fantezisi belirir. kulağa ne kadar romantik geliyor değil mi? zeytin ağaçlarının gölgesinde kahve yudumlamak, denize karşı yazılım yazmak, '20:00'da çalar saat yok' düzeni. bir yanılsamadır bu.

    gerçek olan şu: belki bir ay keyifle denize bakarsınız, ama sonra kötü internet sinyali, içme suyunun 50 kilometre uzaktan gelmesi ve derin bir tecrit duygusu çöker. bir bankacıdan bir kasabalıya dönüşmek hiç bu kadar hızlı olamaz. değişim, organize bir sistemin içinden sıyrılmak kadar; fırsat olduğunu, ama kendinizin de o yalınlığa hazır olduğunuzu test etmekle ilgili bir meseledir. elbette herkes hırstan arınacak. ama insanın konfor alanı cam kulelerden ibaret olduğunda bunu sorgulamak bile bir lükstür.