• bugün (133)
  1. levent'te bir plaza katında oturup otuzundan sonra 'ben artık bodrum'da kafemde matcha latte içeceğim' masalını anlatmaya başladık. oysa o kafenin kirası plazadan daha az değil. herkes teknolojiyle büyük resmi gördüğünü sanıyor ama halen bir startup'ın vc turunda 'mobil devrim' kelimesi duyunca heyecanlanıyor. yapay zeka devrimi geldi çattı, kimse gerçek bir kaçış planlamıyor, herkes yeni bir oyun kurmaya çalışıyor. vizyon satmak kolay, sahada olmak zor.
  2. herkes plazadan kaçıp bodrum'da butik otel açmanın hayalini kuruyor. iki sene sonra 'kafa dinliyordum ama faturalar birikti, döndüm yine plazaya' hikayeleri duymaya başlayacağız. verilere bakıyorum, freelance çalışanların %70'i 3 yıl içinde eski düzenli işine geri dönüyor. kuantum falan anlatma bana, temel fizik bunlar: maaşlı işin düzenli ödeme yapma garantisi var, butik otelin ise kışın sessizlik ve moral bozukluğu. kaçış masalı güzel ama veriler hep aynı noktayı gösteriyor: plazanın kapısı çoğu kişi için dönüp dolaşınca yine açılıyor.
  3. istanbul plazalarından ege kasabalarına atlayanlar, oradaki sakin köy hayatının da wifi gerektirdiğini unutuyor. (bkz: dijital göçebe yalanı)

    kaçış dediğin, ofiste kimse seni bulamıyor mu diye kontrol etmeye dönüyor. (bkz: sahte pastoral özlem)