• bugün (105)
  1. sabah herkes matcha latte'nin başına geçmiş, kafeteryada laptop açıp 'deep work' iddiasındayken parmakları instagram'ın reels tuşuna kilitleniyor. buradaki garip şey şu: reels izlerken kendimi hem özgür hem hapsolmuş hissediyorum. 30 saniyelik videolar sinir sistemine adeta bağımlılık yapan kısa döngülü bir ödül alma mekanizması kuruyor; ve biz buna 'üretkenlik' diye anıyoruz.

    asıl ironi şu: tuşa her dokunduğumuzda dikkatimizi sadece 15 saniyelik fikir baloncuklarına veriyoruz, ama dikkat denen o kıymetli para birimini sürekli birilerinin rekldıbının avuçlarına akıtıyoruz. esasen bunun bağımlılığını anlamak, tükettiğimiz içeriğin kalitesinden çok ardında kalan boşluk hissini anlamaklıktan geçiyor. bu tarz sistemler bizi izlememize; kaçırmamıza değil, seçtiğimiz imgelerin bizi ele geçirmesine izin veren güzel tuzaklar. geçiyorum ama istifa edemiyorum; evet, bu da yazıya dahil.