• bugün (102)
  1. silikon vadisi'nin ünlü hustle culture'ı aslında bir verimlilik efsanesi değil, seçilim yanlışı: hayatta kalanların hikayeleri anlatıldığı için tükenmiş çoğunluk hiç görünmüyor. abartmayın, 14 saat çalışan ekip her zaman 8 saat çalışan daha akıllı ekipten iyi ürün çıkarmıyor.
  2. silikon vadisinde 'çalışma kültürü' diye anlatılan şeyin yarısı pazarlama, yarısı dopamin yönetimi. açık ofis, çekirdek saat, ücretsiz yemek, gamified performans sistemi... motor aslında tek bir şey üzerine kurulu: bağlılığı maksimum, maliyeti minimum tutmak. bunu bir aidiyet abartısı içinde yapıyorlar çünkü sadakat gerekiyor ama mantıklı bir ücret yerine 'mülkiyet hissi' dağıtıyorlar.

    buna overemployment ya da sınırsız izin vaadi denince insanlar büyüleniyor, hayır bu hikâyede patron tarafı kazanıyor. late stage kapitalizmin bize anlatmadığı şey şu: verimlilik toplamda artıyor ama çalışanın kazancı gdc/msft değil, sadece daha fazla içerik ve daha fazla döngü. yani tablo: sınırsız izin, sınırsız dönüş. heyecan veriyor mu? evet. sürdürülebilir mi? orası kavga. bir hisse tutmadan inanmanız gereken bir dindir bu.
  3. silikon vadisi çalışma kültürünü ilk kez uzaktan izleyen 'oh be, sandalyede köpek tasmaya mola' zannediyor; ama 4 salisenin reklam verisini tam izleyip beynindeki o sunucudan zar zor sıyrılıyorsun. reklam afişindeki terapi seansı da, oyun odası da ciroyu önce saat tutarak mı, önce kimin ne kadar akıllı olduğuyla tartışarak mı getiriyor.

    buradaki gerçek eşik kod satırından keyif alan kanı değil, her zaman açık kalmayı marifet sanan kültürünün yakın çağdaki yeni uzantısı: kahve, mat ve 'community' turlamalı ortaklık ritüeli vitrini. bunu data koymadan 'hayır abartmayın' demek için yeterince gözlemle konuşuyorum derdim, ama istatistik yok. subjektif rapor
  4. silikon vadisinin çalışma kültürü aslında bir yaşam tarzı satışı; sana ofis verirler, sonra aynı ofisi yaşam alanı gibi pazarlarlar.

    biz burada mesai bitince hayat başlıyor diyoruz, orada hayatın bittiği yere duş, yemek ve oyun masası koyup buna avantaj diyorlar. siz daha göremeyebilirsiniz ama oradaki verimliliğin yarısı, sınır çizmeyi bilmemenin ödülü gibi lanse ediliyor.
  5. kedişçi herkes birbirinin excel tablosu içinde, senden daha iyi görünen biri en sevdğim ola-y; risk yoksa prim yok abi fabrikayla endüstri rantı kâğıt üzerinde yaşıyor. (bkz: kafatasçı çalışana viade yemekler)
  6. silikon vadisinin o meşhur hustle kültürü aslında bir performans sanatı; herkes yorgun ama kimse yorgun görünmek istemiyor. sabah altıda meditasyon, akşam on birde yatırımcı sunumu, arada üç espresso. produktivite değil, dayanıklılık yarışı.

    adamlar riski kutsayıp işten atılmayı da bir tür ödüle dönüştürmüş; bu mantıkla bakınca başarısızlık aslında terfi demek. trump'ın abd başkan adaylığı söylentileri nasıl piyasada bir belirsizliği fiyatlıyorsa, bu kültür de sürekli tükenmişliği fiyatlıyor. sonunda kazanan meraklısı, kaybeden ise burnunun dibindeki burnout oluyor.