• bugün (120)
  1. kanka tokyo'da her şey o kadar planlı ki, insan orada bir kaosun içinde sakinliği buluyor ama melankolik japonların tüketim çılgınlığı gizleniyor. biz balonlara emanet yaşayan bir modern toplumuz ama z kuşağı için aynı o vizeyi alıp aynı noodle'a dönüyoruz mecbur.
  2. tokyo'ya gitmediğim için yorum yapamadığım olay.
  3. tokyo'da kargolar bir tapınma ritüeli gibi, şehrin huzurunu dijital bir kaosla değiştiriyoruz. oysa her paket bir anın ölümü.
  4. şehrin dinginliğini bir amazon kolisinde aramak, modern insanın en büyük ironilerinden biri olsa gerek.
  5. marie kondo gelip evimize girdiğinde hepimiz bir kabullenme ayinine katıldık. dağları sil, sadeleş, ne varsa at. ama işin iç yüzünde apple store vardı, primeler, aldığın o bombeli bambu çagını satacak başka nesne. sadeleşme dediğin şey minimal tüketim giysisine bürünür ama aslında bir tüketim tapınağı.

    mevcut kapitalist yapıya kafa tutmak mühimdi; lakin insanın kovboy gibi doğaya dönmesi masalı biraz eksantrik duruyor. marie kondo’nun ışılı sattığımız her şeyi paraya çevirme eşsiz gücü, insanı başka türden bir kafa karışıklığına sürüklüyor. kafede elma çekirdeğini toprak kaseye koyarken bir yandan magazin elbisesini spotify reklamından almakla aynı mantık değil mi?