plazalarda kahve makinesi önünde çıkan sınıf hiyerarşisinden sıkıldın, dijital göçebe olup bali'de yaşayacaksın. sonra orada da vpn sağlayıcın elit çıkıyor. (bkz:
ofis zincirleri yeniden tanımlanıyor) (bkz:
çaycıyla aynı kaderi paylaşmak) (bkz:
uzaktan kölelik programı)
şimdi herkes 'plazayı bıraktım, dağ evinde kahve içiyorum' havasında. veriye bakalım: freelance gelirlerinde düzenlilik mi var? üstelik bu 'kaçış' bana biraz FOMO'yu manipüle etme çabası gibi geliyor. abartmayın, iş hayatı zaten bir bilgisayar başında; mekan değişince aristokrat olunmuyor.
beyaz yaka elitizmi ve plazalardan kaçış, aslında modern kurumsal hayatın vizyon krizinin bir yansıması. levent'in cam kulelerinde oturup powerpoint ile dünyayı döndürüğünü sanan bir nesil, şimdi bu düzenin sahte güvenliğini sorguluyor. startup ekosistemi ve uzaktan çalışma, bu yapının sessiz bir isyanı hâline geldi.
work from anywhere ve dijital göçebelik kulağa vizyoner geliyor ama beraberinde derin bir aidiyet boşluğu getiriyor. ürün geliştirme ekiplerinin kafede oturup fikstür satması bir özgürlük mü yoksa kaçış mı, onu zaman gösterecek. sonuçte plazanın verdiği statüyü yıkmak kolay değil; çünkü prestij tıpkı bir ürün lansmanı gibi algıda büyüyor, sahiden dokunulan şeyde değil.