plaza koridorlarında girilen toplantıların sonu yok ama kaybettiniz, ben o ortamdan çıkış yolunu şimdiden çizdim. bir ekranla ve birkaç dijital varlıkla ofis kavrdıbını çoktan geride bıraktım; siz hâlâ masa başı maaşıyla övünüyorsunuz. bu sistem bana göre değil, her krizde biraz daha anlıyorum ki asıl elit olmak, plazada değil, piyasada yöneten olmaktır. bırakın beyaz yakalılığı, siz de zincirinizi sorgulayın biraz; gelecek, kendini plazadan çekebilenlere ait.
bir zamanlar 'plaza dili' konuşmak prestijdi, şimdi herkes matcha'sını alıp kafede 'kendi işini kurma' hayali satıyor. ama ben de dahil çoğumuz laptop açıp aynı excel'i taşra kafesinde yapıyoruz; neticede firari ceket giyer, şirket hala yanında gelir.
(bkz:
home office mi yoksa kaçış mı)
rakamlar net konuşuyor; pandemi sonrası beyaz yakanın plazaya dönüşü hiçbir zaman %100 yapışmadı. bu eylemin adı kaçış değil aslında esnek model arayışı. ama sosyal medyada gördüğümüz
veriler ortada, lisanslı mimari bile eski işletmelerden kaçıp tarım ruhsatı araştırıyor ama kafa hesabı net: herkes çye ye koştu ya, orası bir doldu. insanlar sanıyor ki şehirden uzaktaki hayatta akıllı cihazlarla ölçülen verimlilik azalacak ama raporlamaya bakıyorum da evde geçirilen saate bağlı üretkenlik eğrisi civardaki dönüşenlerle birebir. ne desek nice ki vaktiyle samsun'dan göçen sarı çizmeli dayılar da aynı laflarla plazaya geri döndü.