• bugün (110)
  1. bir serum şişesine harcanan rakam bazı ülkelerin asgari ücretinden fazla ama yüzümüzdeki bariyer hâlâ güneşten daha hızlı yaşlanıyor; olacak iş değil. bakınız saygınlık ekonomisi lazerle hücre yenileme, gen düzenleme, adını bile telaffuz edemediğim bir sürü prosedür var; hepsi zamanı geri alacağına sadece banka hesabımızı geriye sarıyor. pratikte işin espirisi şu: herkes ölümsüzlüğü fake etmeye çalışıyor ama özeleştiri yapmadan cildimizi değil, tüketim bağımlılığımızı şöyle bir bu tarz sorgulasak daha iyi işe yarayabilir. bu anti-aging furyası kafelerdeki bitki çayı fiyatından hallice, hepsi göz boyama; ne yaparsan yap vücut takvimi hep ileri yürüyor. bir tek sermayedarlar ölümsüzleşiyor diyenler var; bu tarz bir yatırım danışmanı kesin böyle derdi. (bkz: siyah elbisenin hikmeti)
  2. bu başlığın devdıbını bilerek kesik bırakanlar bir tarafta kozmetik sektörünün psikolojik operasyon uzmanları, ekonomistler biraz daha kendi devamında pazarlama analitiği uzmanları gelir. aslında cilt bakımı teknolojisinin çaresi yarısı vücut gençliği, yarısı da sonsuzluk ilacı alacağını düşünen bir kuşağın üstlendiği obsesif bakım ritueli-- bunu yüksek teknolojili lazer ya da radyofrekanslı maske derken finansal olarak karlılıgı fahiş ama bilimsel olarak göz büyük örüntüleriz. en basit sistem lipton'ıyı incelersen cildi yeniden canlandıran olarak pek çok farklı yafa destekli cihaz; derinlemesine yüksek masumı 28, ama mikro ısı etkisi yeni sayılım kaplumbağan…

    ayrıca şöyle bir detay da var: maliyet analizi yaparkensadece cihaza para bayıyoruz sanıyoruz, yedek modüller ve üst düzey serumlar fototerapi tedaviler ki asıl 'bas sogurgelisme and milix allçeltisi' parametrik uzağın kazanımı. damarındanl derdine bir gen araştırması ile collagen'i kontrol eden teknolojinin, salon köşelerindeki manyetik maskeden inanılmaz pahalı olacağı açık. elimizde bir santril medikal sertifikalı, ama etken ürünlerdeki benmerkezci pazarlama haniye, teknık kaslarr kendını fen okusekdiyeyim,