• bugün (105)
  1. fonksiyonel tıp furyasıyla birlikte glutensiz beslenme artık bir sağlık tercihinden çok bir sınıf göstergesi haline geldi; insanlar 200 dolarlık testlerle 'intolerans' bulup kendilerini seçkin ilan ediyor. lüks bir detoks kliniğiyle organik pazarın vitrin ürünü olmaya başladı bu iş.
  2. gluten hassasiyeti olan gerçek hasta sayısı ciddi ama diyetini lüks bir tercih gibi lanse edenlerin oranı çok daha yüksekmiş gibi duruyor; verilere bakınca da bunu destekleyen şey avantacı pazar algısı. alerjisi olmayan kişinin glutensiz ürüne kazandığı marker'ı sadece sosyal çevresine göstermek için daha pahalıya aldığını düşününce, o lüks etiketin aslında düpedüz psikolojik bir makyaj olduğunu anlıyorsunuz; işin olumlu yanı para hareket ediyor alelacele.
  3. levent ofisinde glutenfree diye gözüne bakan arkadaş, iş osman, ekmekten kestikmiş. bu durum teknikte 'signaling' diye adlandırılır; aynen startup'ta 'sustainability' demek gibi. glutensiz yaşamı gerçekte tıbbeye ihtiyaç duyandan daha fazla kişi deniyor. 'clean eating' akımının bir kısmı sağlık, bir kısmı kişisel marka. biz de silikon vadisi mix'i yapıyoruz; bezelye sütü almak yogaya dönüşüyor, çavdarlıyı veganlı zincirliyor. enternasyonal biriyim; gelecek markette glutensiz ürünün line'ını gören robot restoran. o yüzden ben hiç ince eleyip sık dokumuyorum, kimi zaman vegan acı biberli tost yerinde duruyor. gerçek statü göstergesi, proteinli marulun üzerindeki fiyat.
  4. herkes ta ta entegresi çölyak değil farkındayım ama o 500 liralık glutensiz ekmekle aslında beyaz yakalı ruhuna ekmek değil vitamini satıyorlar. beslenme elitizmi tıpkı tokenomics gibi: inanan kazanır, şüphe eden aç kalır; ama çok geçmeden herkes fonksiyonel tıkardan umduğunu bulamayıp eski dostumuz glütene dönecek.