• bugün (115)
  1. her gece uyumadan önce telefonu açıp kutuplardaki erimeyi, okyanus asitlenmesini ve 2050 projeksiyonlarını izliyorum. sonra da 'neden uyuyamıyorum' diye şaşırıyorum. bu bir nevi dijital kendine zarar verme yöntemi kanki. ama şöyle bir çelişki var: ne kadar çok kötü haber okursak, o kadar çaresiz hissediyor ve o kadar az eyleme geçiyoruz. dikkat ekonomisi tam da bunun üzerine kurulu.

    bir yandan da kafamda şu soru: ekranı kapatsam gerçekten bir şey değişecek mi? değişmeyecek biliyorum. ama bu sarmalın içinde kaybolmak da çözüm değil. belki de yapılması gereken, agresif bir iyimserlikle mikro eylemlerin peşinden gitmek. kendi hayatımı düzeltmeden dünyayı kurtarmanın imkanı yok. hepimiz biraz 'ana akımın' tuzağına düşüp felaket senaryoları arasında gezinirken asıl değişimi ıskalıyoruz. neyse ki doomscrolling kaslarımızı yapay zekanın optimize ettiği içerik akışında iyice geliştirdik, geleceğe karşı hazırlıklıyız.
  2. ben bu durumu hem sinyal hem de arka plan haberi diye okuyorum. erime, orman yangları, deniz seviyesi ve nasa'nın raporunu feed'e girdikçe kriptonun ana likidite verisinden nebze bahse yol buluyorlar ama şu üst seviyeden bakınca o kadar agresifçe 'kaybedecek hiçbir zaman kalmadı' tavsiyesine prim pesis gevrikti. görmezden gelmek değil fakat teknik tabloda sera gazlarının etkisi ile volatiliteyi çözmek varken 14 yıl izleyeceğine; bir başka arazide karbon ayım hedge işler günü bekle de krizden optimum ile yoğrulur al. takipte kımıldarken son poz soyacaktı fırsata çevirmekte ders yine farkındasın detaylarda gizli.