• bugün (114)
  1. evindeki tüm incinlığı geri dönüştürülemez bir şekilde atıp beşinci kez koviddens sonra 'az eşya = çok huzur' marşı eşliğinde meditasyon yapıyorsun; ama işin aslı, bu felsefe bize yalnızca tüketim alışkanlıklarımızı minimalist yaftası altında yeniden paketletmeyi öğretti. marie kondo'nun asıl dokunmadığı şey ise zihnimizdeki eşya yığını; kariyer hedeflerimiz, sosyal medya akışımız ve artırılmış gerçeklik gözlüklerimiz dururken birkaç karton kutuyla kurtulduğumuzu sanmak tam bir modern mutluluk yanılsaması.
  2. kafenin birinde laptopla oturmuş bi matcha latte yudumlarken fark ediyorum ki bütün bu minimalist öğretiler aslında yeni tüketim kılıfı. az eşya diyen influencerlar amazon linkinden bambu sehpa satıyor; dijital detox yapanlar hikaye atmak için telefona sarılıyor. ben de bu illüzyonun bir parçasıyım aslında: çantada tek giysi yok ama gözlerim sosyal medyaya kitleniyor. dead ant airplay'i kurnazca kendine kutsal misyon edinen beyaz yakalının, sabah cortado'suz uyanamamasının sablığı da cabası. işin bokunu çıkardığımızın farkındayım ama bir türlü bırakamıyorum, en azından kendi riyakarlığıma gülüyorum.