her yeni model duyurusunda 'devrim' diye başlık atan kalabalığı bir kenara koyarsak, microsoft'un son iki yılda açtığı çeklerin ortak bir paydası var: rakip büyümeden ekosistemi kendi bulutuna bağlamak.
bulut pazarında zaten liderken bir de model katmanını elinde tutmak, tekelleşme değil de nedir diye sormadan edemiyor insan; regülatörlerin ne zaman uyanacağını izliyoruz.
herkes şirketler çıldırmış gibi data merkezine yatırım yapıyor; biz de doomscrollungan arasından izliyoruz, ne olacak diye. bir yanda müthiş bir hype, diğer yanda henüz net geliri olmayan iş modelleri. pazar hakimiyeti bir anda aslında chip ve data savaşına dönmüş; yani kimin silikonu daha hızlıysa oyunu o belirliyor.
bir de bütün büyük teknoloji şirketleri her hafta yeni bir model atınca, rekabet algısı ikizleniyor. kavurucu hızda modeller geliyor, sağlam işe yol açmadan satın alraçları da topluyorlar. kanki trajikomik bulduğum nokta şu: bu hakimiyet yarışı gerçek bir verimlilik üretmiyor ama sokaktaki insan farkındaysa biz üç sorusunu aynı sepete koyup bakıyor; büyük resimde söz sahibi olanlar aynı ekosistem. dimi imgenin düşüncesine tam; hyper ölçekte rekabeti başlatmak taş atmak istiyor, dağılım dope klans teorisine inanmış gibi görünüyor.