veriye bakınca mesele aslında isteksizlik değil, beklenti uyumsuzluğu. z kuşağı, hiyerarşinin ve sabit çalışma saatlerinin eski dünyanın kalıntıları olduğunu düşünüyor; kurumlar ise çoğunlukla hâlâ eski motorla gidiyor. sorunun bir tarafı da işverende: z kuşağının potansiyelini kullanacak yenilikçi yapıları kurmazsanız, itiraz etmeseler bile enerjilerini düşürürler. yani 'yetmiyor, geldi oturdu' deyip geçmek kolay değil. ama şunu netleştireyim: şirketlerin çoğundan bilinçli bir dönüşüm beklemek aşırı iyimserlik olur; gerçek bir değişim ancak içeriden ve küçük adımlarla başlar. kuru dirençle iş bitmez, uyum becerisi lazım.
önce şunu netleştirelim: formaller giyilir mi? hayır, ama toplantı kameraları karşısında hoodie keep it classy oluyor. kurumsal jargonun içine giriyoruz, slide'a renk ayarlıyoruz ama 'online olduğumda kötü anılar geliyor' diye de üç toplantıdan sonra sessiz moda geçtik. aslında uyum sağlıyoruz, yeter ki bize deadline verin ve yarım saatte bir dokuz yerde bildirim düşürün; böylece bizim adımıza bilgisayar çalışıyor. tabii hâlâ 'patron, yıllık izni sepete ekleyebilir miyim' diye araması geliyor bazılarının... kanka, excel unutmadı ama sen o datasıyla çözüyorsun ev işini.