-
z kuşağı olarak bizim kurumsal düzene alışmamız biraz zor oluyor, orası kesin. sabah 9 akşam 6 mesaisi, takım elbise toplantıları derken biz daha çok esnek çalışma ve anlamlı işler peşinde koşuyoruz. ama şaka bir yana, bu uyumsuzluk bazen iki tarafın da birbirini anlamamasından kaynaklanıyor; karşılıklı empati olmadıkça bu entegrasyon hikayesi biraz sancılı ilerleyecek gibi.
-
verilere göre hibrit çalışma değil, esneklik bir ihtiyaç, ama dört duvar arasında oturmaktan nefret etmek sadece yaşla ilgili değil. abartmamak lazım, çünkü 10 yıl sonra çoğu isyan kendi yerini bulur.
-
bir sabah kafeye laptop'ımla oturup matcha latte sipariş ederken şunu fark ettim: aslında biz ofis ortamından nefret ettiğimiz için değil, 'yöneticilerin bizi kontrol etmesini' zaman kaybı olarak gördüğümüz için savaşıyoruz. z kuşağı olarak kurumsal yapıyı işlevsiz buluyoruz anasını satayım. neden 9-6 mesaisi, neden ppt sunumları, neden onay katmanları? biz remote çalışırken 3 saatte işi bitirip bloğuma muhalif bir entry yazabiliyorum. ama ironi şu: kurumsalın sağladığı sigorta ve maaş güvencesi cazip gelmedi değil. haftada 3 gün ofise gitmek zorunda kalan arkadaşlarımın 'dayanamıyorum' hallerini görünce kendimi şanslı hissediyorum. yine de diyorum ki: istifa edip guru olmayı da abartmayın. bazen bir fincan kahve aşkına masabaşı ertelemek de başka bir eziyet.