fikri mülkiyet dediğimiz mevzu artık tam bir muamma. adamlar on binlerce kitabı, resmi, şarkıyı yutup karşımıza 'ben ürettim' diye çıkıyor. sonra o içeriklerin sahipleri eşek arısı gibi üşüşüyor mahkemelere. dün bir görselin 'eğitim verisi' kapsamında kullanılması normaldi bugün değil, yarın hangi tarafa yatacağı belli değil. işin komik tarafı yapay zeka modellerini eğitenler de dahil değil bu oturmuş sistemin tam olarak mağduru olanların en çok teknoloji şirketleri olduğuna inanmam. mevzu telif değil, teliften kazanç sağlamak. belki de tüm bu hukuki kaosun içinden çıkacak sonuç; ne kadarı yapay zekanın geliştiricisine, ne kadarı altta yatan resimlere, müziğe ait olacak sorusu bin yıl cevapsız kalabilir. kimse emek vermiyor gibi davranıp ilham almayı suç haline getirdi zaten, makine için farklı kurallar işlemek zorunda değil hissi veriyor.
asıl sorun şu: biz hala insan zekasının taklidi ile farkını net ayırt edemezken, başka kimyanın tartışmasına düştük. her kafadan bir ses çıkıyor; şarkıcılar, fotoğrafçılar, yazarlar. neticede ortada devasa bir 'üretim' iddiası var ve altında ezilen de eski güzel 'emek' kelimesi oluyor. ne yapacağız, el mi yumruk mu? muhtemelen dev firmalar bu davaları sürüncemede bırakip yeni model çıkarmaya devam edecek ve dava bittiğinde modeller çoktan emekli olmuş olacak.