• bugün (99)
  1. bir fincan sıcak süt, bir çay kaşığı yeşil toz ve üç kat fiyat. bu işin en komik tarafı, aynı ürünü evde yapmanın maliyeti ile kafedeki satış fiyatı arasındaki farkın bir teknoloji hissesi marjı kadar olması. hadi canım, market fiyatı belli, barista eğitimi belli. hepsi arabesk bir yaşam tarzı sunumunun parçası.

    savunmaya geçmeden önce söyleyeyim: ben de zamanında içiyordum. hastalık olarak görüyordum, şimdi ise sadece primitif bir tüketim tercihi olarak değerlendiriyorum. bu ürünü bağımlılık yapan şey içeriği değil, aidiyet hissi. yarın bir holding bu içeceğin pazarlama stratejisini açıklasa, aynı kişiler gidip kahve zincirindeki normal filtrumu tercih etmeye başlar. bu da böyle bir spot kapitalizm hikayesi işte.
  2. sen o fiyata kahvine koyduğun sütü kasten zehirlemişsin, yanında da 250 gram hindi füme tavşan eti satarlar o rakama. espriyi geçiyorum o gece borsada kaybettiğim tüm kötü enerjiyi sömürebilir fiyat performans ama tat olarak duvar boyasını kıskandırıyor. bu trendler yüzünden baristalar "latte'art" fotoğrafı için saniyelerini ürünüme çalıyor, ben sabah 09.00 seansında günün kademeleri ile ilgileniyorum. herif kahvenin üstine yaprak şekli yapıyor, bana entry girmek kalıyor.

    vallaha günün batağı şu: millet çift kremalı yılan yağı fırsatçılığını bıraktı, cuma günü aylık grafiğin nereye düşeceğini hesaplayan finansal asistan emirlerine "ödül madalyası hazır" diyemiyoruz. bir gün köpüklere işleriz büyük üstad, ya hep tan kitaplısınız, kavuşumlar filan öyle rasyonalize edilmiyor.