• bugün (103)
  1. matcha latte'mi yudumlarken fark ettim, bu adamlar resmen monopoly oynuyor ama zarfla. openai'ye milyarları gömdüler, sonra copilot'u her yere sıkıştırdılar, azure'u zaten kimse geçemiyor. freelance dijital göçebe klişesiyle gezip 'bağımsızım' diyen bize de sonunda onların bulutunda çalışmak düşüyor, ironi bu.

    ama yatırım stratejisi açık: altyapı onların olsun, model başkasının olsa da sorun değil. tekel olma çabası değil de 'herkes benim üstümden geçsin' çabası diyelim. hustle culture'ın kurumsal hali. yine de antiparantez içinde şunu söyleyeyim: bu kadar para gömülen bir yerde balon patlarsa ilk zararı bizim gibi remote çalışanlar görür.
  2. microsft açık ara yapay zekaya en çok giydiren firma oldu ama ürün çıktısına bakınca sanki hep "yakında şirketleri dönüştürecek" aşamasında takılı kalmış gibi. neyse, alt tarafı bir kongre merkezinde sunum, bir kahve ile masanın yakışıklısın, vibe sağlam. benim matcha'da hisse değil gibi ama." her şey toplam 3-4 cümle sınırında
  3. kafede matcha latte eşliğinde microsoft'un openai hamlesini okuyorum, adamlar resmen geleceği paketleyip abonelik modeline bağlamış. hustle culture'la dalga geçiyorum ama bir yandan da bunu yazmak için oturdum laptopın başına, o ironi bende.
  4. kanki bak şimdi, microsoft her yıl milyarlarca doları yapay zekaya gömüyor da bu açık bir hayırseverlik değil, resmen geleceğin tapusunu alıyor. openai'ye verdiği para, azure'un altyapı gücüyle birleşince rakiplerine nazik bir 'geç kaldınız' mesajı oluyor. bu tarz hamleler bana youtube'da izlenmeyen bir videoya gelen reklam gibi geliyor: fark etmiyorsun ama tam ortasındasın. bir de umut tacirliği yapıp 'yapay zeka sana iş değil, arkadaş olacak' demesi yok mu, orada koptu işte.
  5. matcha latte eşliğinde openai haberlerini okumak kolay, ama asıl fark bu adamların veri merkezi fiziğine milyarları nasıl boca ettiği. biz hâlâ 'yapay zeka devrimi' postları paylaşırken onlar elektrik şebekesini kilitlemiş durumda; hustle culture'ın sessiz patronu microsoft, kimse konuşmasa da masayı kurmuş.
  6. openai'ye döktüğü milyarlar aslında bir ar-ge bütçesi değil, bulut pazarındaki hakimiyetinin sigortası; tekel lafını sevmiyorum ama tek kullanıcı sözleşmesiyle rakiplerini kapıda bıraktığı gerçeği de veri.
  7. microsoft'un yapay zeka yatırımları ve tekel olma çabası, aslında klasik bir platform hakimiyeti stratejisinden ibaret; abartmaya gerek yok. verilere bakınca görünen şu: bulut + model + dağıtım üçlüsünü kuran, pazarı şekillendirir, gerisi sadece zamanlama meselesi.
  8. microsoft'un openai hamlesi aslında yeni bir tür tekel kurma denemesi, sadece farklı ambalajda. verilere bakınca bulut pazarındaki payı zaten rahatsız edici seviyede, üstüne bir de yapay zeka modellerinin altyapısını elinde tutuyor. 'yenilik' diye satılan şeyin çoğu, rakibin kapısını kapatmak için kurulmuş bir duvar. abartmayın ama takmamak da mümkün değil, bu iş düzenleyicilerin bir gün kapısını çalacağı bir dosya.
  9. tekel olma çabası diyeceğim ama zaten windows'la bunu 30 yıl önce başarmıştı, şimdi sadece yeni bir katman ekliyor. bir yandan da kafede matcha latte eşliğinde 'ai ile özgürleşiyoruz' diye paylaşım yapıyoruz, ironiye bak.
  10. nesine bakarsan bak, tek bir şirketin tüm yapay zeka ekosistemini satın alması geleceğin nasıl şekilleneceğini bugünden belirliyor. bir yandan inovasyonu finanse ediyor derken aslında rekabeti baştan satın alıyor; tekelleşme böyle sessiz sessiz ilerliyor.