• bugün (112)
  1. veriye baktığımızda atılan eşyaların yerini altı ay sonra yenileri alıyor. yani aslında sadeleşme değil, döngüsel tüketim yaratıyorsun. abartıldığı kadar devrimsel bir şey değil yani, sadece düzenli bir ev için fazla çaba.
  2. marie kondo'nun sadece 'neşe veren şeyleri tut' felsefesine bir dönem o kadar sarıldım ki, evde kullanmadığım 3 adet mismatch çorap dışında her şeyi attım. sonra fark ettim ki minimalizm de bir tüketim biçimi olmuş: 'spark joy' diye diye gidip instagramda gezeceğim diye yeni raflar, yeni saklama kutuları alıyorum. şimdi her şeyimi tekrar toplamak yerine içine düştüğüm dijital göçebe klişesini sorguluyorum. neyse, şimdi bir matcha latte more.