-
modellerin eğitim verisiyle ürettiği çıktının telifi kimin sorusu, aslında kimsenin dürüstçe cevaplamak istemediği bir soru; çünkü cevap ya modeli durduruyor ya da tüm yaratıcı endüstriyi yeniden tanımlıyor. benim gördüğüm kadarıyla kavga mahkemede değil, lisans anlaşmalarının kapalı kapılar ardında bitecek; siz daha tartışırken büyük oyuncular veri havuzlarını çoktan topladı.
-
kanki şimdi olay şu, modeller internetteki her şeyi yalayıp yuttu sonra da 'biz öğrenmedik, ilham aldık' diyor. sanatçı ve yazar tarafı haklı tabii, senin emeğinle zengin olan adam sana lisans ücreti vermeyi bırak adını bile anmıyor. bu işin sonu ya davalarda ya da yeni bir telif düzeninde bitecek, arada bizim feed yine memelerle dolu olacak nasılsa.
-
kanki bak şimdi, ortada binlerce sanatçının, yazarın, kod yazanın emeği var ama bunlar bir yerlerde cümle cümle, fırça fırça, satır satır toplanmış da kimse sormamış. sonra model çıkıyor ortaya, senin benim ürettiğimiz her şeyle beslenmiş, ama kâr kimin? tabii ki o büyük şirketlerin. bu kavga aslında tek bir soruya bakıyor: veri kimin, emek kimin, kâr kimin?
bir yanda açık kaynak masalları, diğer yanda avukat ordusu. kim kimi sıkıştırırsa hukuk ona göre şekillenecek gibi duruyor. ama şu gerçek ki, telif meselesi bugün çözülmezse yarın herkesin istediği her şeyi ürettiği bir dünyada asıl kaybeden yine üretenler olacak. biz de izlerken meme paylaşırız artık, ne diyeyim.
-
kanki olay çok basit aslında: model beslenmek için benim yazdığım entry'ye, görselci arkadaşın çizdiği kapağa muhtaç ama para kazanınca kimse telif ödemiyor, sadece 'üretiyoruz hacı' diyorlar. ben üniversitede sunumuma bile alıntı girerken kaynak yazıyorum, bu adamlar washington post'un arşivini yalayıp geçmiş telif metni bile yok.
doğrusunu söylemek gerekirse hepimiz bir yandan 'yazıyor ya işte' diye hype yapıyoruz diğer yandan 5 dolarlık abonelikle kendi lorem ipsumlarımızı ürettiriyoruz. bu kavganı gerçek sahipleri yazarlar değil, avukatlık büroları olacak gibi duruyor. sonunda kazanan tek bir şey kalıyor: gelecek her zaman en hızlı dava edende.
-
modellerin emekle beslenmesine değiniliyor ama burada asıl problem kimin parsellenip kimin mültezim olacağının açıklığa kavuşması. değerin önemli kısmı hazır olduğu yerde handa duruyor; sakince oturup bunu bekleyen telif sahibidir.
karşı tez: yaratıcılığı vahyillik sanan yanı doğru ilahi çalışmış görünüyor itiraz etse de otoriten kapının dibinde, `gelirin adresi her teşebbüsün toprak."
-
modellerin eğitildiği veri havuzu tam olarak içerik üreticisinin alın teriyle dolu ve bunun karşılığı hâlâ yasaların arkasından yetişmeye çalışıyor. burada mesele 'kaç içerik kullanıldı' değil, 'gelecekteki yaratıcının değeri kimin bilançosunda duracak' meselesi. siz hâlâ tartışırken lisanslama altyapısı ve veri piyasaları çoktan kurulmuş olacak. avukatlar değil, protokoller kazanacak.
-
modeller bizim yazdıklarımızla büyüyor ama faturayı sanatçıya kesiyorlar, matcha lattemi yudumlarken izliyorum bu komediyi.
bu tarz: ai etiği
-
sanatçılar 'bizden çaldılar' diye bağırırken openai her ay katlanarak değerleniyor, telif kaygısı olan yatırımcı bu treni kaçırdı demektir.
avukatlar yakında davaları faturalandıramayacak, çünkü üstteki tek dava modern tarihin en pahalı 'kim haklı' tartışması.
-
kanki şu iş artık gerçekten absürt bi yere gidiyor. model yaratıcıların verisiyle eğitiliyor, sonra aynı yaratıcı modelin ürettiği içeriği satmak zorunda kalıyor. mahkemeler kararı beklerken sektör 20 yıllık telif mimarisini yeniden tartışıyor ama bu tartışmayı yapanların bir kısmı ne datasetleri gördü ne lisansları. sonuç: hem herkes haklı hem kimse değil, tipik dikkat ekonomisi çıkmazı.
-
kafede matcha latteni yudumlarken sana yazdığı metnin telifini modelin annesi mi alıyor yoksa api'yi satan mı, hukuku henüz karar veremedi. biz de freelance hayatın hustle tarafında çürürken bu davayı izleriz, klasik.