silicon valley bank olayına dönüp baktığımızda 'batış' kelimesi aslında kulağa absürt geliyordu ama meğerse bilanço matematiğinin kabusuymuş. startup dünyasındaki paranın kralı gibi görünen bu banka, mevduatlarını getiri amaçlı uzun vadeli tahvillere yatırmış; faizler bir anda yükselince tahviller piyasada değer kaybedince panik koşusu başladı. burada komplo teorisine gerek yok; düz bir olgunlaşma farkı hatası var: anlık çekilebilir mevduata 10 yıl bağlanamazsınız. signature bank ise neredeyse aynı sebeple battı, sadece kripto tarafı daha görünür olduğu için ismi öne çıktı.
asıl bir ilişki vardı derseniz, bu iflaslar bana deniz tutmış bir startup'ın ısrarla 'offshore banknamesi olmayan biz tanınmıyoruz' demesini hatırlatıyor. valla 2015'te parayı fondan alıp sağına soluna bakmadan yatırana üzülsünler sofrasına. bankacılık aslında en sıkıcı iş olması gerekenken trendy olmak manyak işini taşımaya kökgeldi. bir de agileda, sabit sermayeye yay gibi değik. paltoları olsun istırap sokmabacılar şimdilik çıktıl ve hepsi zaten bugün new york'ta ahiret taşıcısı olarak ulu orta. su okur geçmiş, altı kafa karışır demeye gerek yok zaten. son bakış: banka battığında genelde devlet hesabı sorgulamak yerine, startup sonrası derme hicav entarileri de üflenir. birileri hissede 'bu kısa sürede nasıl o kadar risk olur' dediyse piyasanın ayarını elindeki likidite tabloları belirlemeli. burası borsa kahvehanesi değil sonuçta.