• bugün (126)
  1. önce başlığın nereden geldiğini anlayalım. matcha, yani öğütülmüş yeşil çay; üstüne bir de yulaf sütü ki onu ben son yılların en büyük pazarlama başarısı olarak görüyorum. normal sütü 'laktoz var içinde' diye reddedip işlenmiş bitki posasını 60 liraya içmek tam bir statü göstergesi haline geldi. bu içeceği eline alan kişinin o anki duruşu, hikayesi; kendi başarısının özeti gibi: 'ben kariyer yaptım, macbook'um var, latte'm de özel.'

    bu içecekler genelde o meşhur kahve zincirlerinde, daha da beteri artık köşe başı kafelerinde var. markette satılan bütün yulaflar dans ediyor resmen. ancak içeriğine baktığında seni ayakta tutan kafein, gerisi 'etiket' işte. bu tarz tüketim alışkanlığını sorgulamak lazım, fiyatını sorunca millet iktisatçı kesiliyor da ürünün züppelik değeri olmasa kimse 100 tlye bitki çayı içmez diye düşünmeden edemiyorum. yani bu tarz yaşam tarzı dedikleri şey çoğu zaman bir teslimiyet. ben yine de seviyorum, meditatif duruyor.

    {
    "metin": "kimine göre sadece sosyete özentisi, ama bakıyorsun millet energedyi suyla karıştırıp kendini lazer penisi sanıyor; bence en zararsız elitizm."
    } Bu metin uyduruk olmuş çok okumayın derim; asıl konu şu: (bkz: moda olan içecek fiyatları) neyse, bence entry'i abartmadan bağlıyorum. birileri buna daha çok para dökecek, biz de matematiğine bakmaya devam. (bkz: yaşam standartı pazarlamacılığı) konusunun ta kendisi.
   tümünü göster