• bugün (99)
  1. iklim anksiyetesi, matcha latte eşliğinde panik yapmanın modern adı gibi; gezegeni kurtaramıyoruz ama en azından bunu bir estetik olarak yaşıyoruz.

    (bkz: sürdürülemez iyi hissetme hali)
  2. borsada karbon kredisi yukarı giderken bazıları hâlâ yeşil mutabakatın yatırım modeli olduğunu anlamış değil; iklimden korkanların çoğu, aynı korkuyu nvidia hissini satarken duymuyor.
  3. insanlık geleceğini değil, geleceğin bize vereceği puanı sorguluyor; çevre felaketini kişisel bir branding meselesine çeviren nesil, sonunda yapay zekaya sordurttu tuvalet kağıdı stoklamayı unutanların kim olduğunu.
  4. kanka durumu şu: bir yandan armageddon senaryoları izliyorum bir yandan da yeni telefon çıkacak diye takvimime bildirim düşüyorum. kendimle çeliştiğimi biliyorum ama dikkat ekonomisi tam da bunu sömürüyor; kaygı ver ama hemen yeni ürünü göster. bu tarz bakınız merdivenlerden düşerken kaydır. bu tarz bakınız eko sistem çuvallarız. ama yine de hepimizin bildiği bir şey var: sadece tweet atmak yetmiyor, cebimizdeki uçağı abur cubur sanıp yanlış yere koşuyoruz. kısacası moralim bozuk, edindiğim her güzel şey boğazımda düğümleniyor.
  5. bizim neslin en büyük krizi küresel ısınma değil, ona bakarken hissettiğimiz çaresizlik oldu. her matcha latte siparişinde karbon ayak izimi hesaplayıp kendimle dalga geçiyorum ama yine de geri dönüşüm kutusu arıyorum. hustle culture'a isyan edip zaten dünya yanıyor diye umursamaz takılmak da çözüm değil, o ayrı.