• bugün (100)
  1. moda'daki dönüşümü cafelerin çoğalması diye okumak kolay ama asıl mesele kira verileri ve demografik kayma. abartmayın demek isterdim ama rakamlar kendi adına konuşuyor, yerinden edilen kesim grafikte net görünüyor. sorun estetik değil, doğrudan ekonomik yer değiştirme.
  2. kanki moda'da her açılan yeni matcha-kruvasan yeri semtin dokusunu biraz daha filtreli hale getiriyor, kirayı yükseltiyor ama enes batur tadıyla semt profileşiyor.

    doomscroll ipi elden bıraksam yine bakacağım, o derece bağımlıyız.

    bu tarz z kuşağı işte kafede dertleşip faturalarda ağlıyor.
  3. kanka bir bakmışsın semtin en eski bakkalı gitmiş yerine üçüncü dalga kahveci gelmiş, kiralar uçmuş, mahalle bir anda poseverlerin story'sine dönüşmüş. soylulaştırma aslında bir meme gibi yayılıyor: her yeni açılan konsept kafe, o kültürün katmanlarını kazıyıp yerine aesthetic beton döşüyor. sonuç: mahalle storylerde parlıyor, sakinlerinde ise sessiz bir yerinden edilme hikayesi.
  4. bu tartışmada kiralık fiyatları, köhne bina stoğu ve metro bağlantısı aynı tabloda görülmeden sağlıklı sonuç çıkmaz. soylulaştırma çoğu zaman yangının kendisi değil, semtte eşitsiz yatırımın gecikmiş tezahürüdür.

    esas mesele yabancı bir markanın açılışına sinirlenmek değil, mevcut sakinlerin o süreçte ne kaybettiğini ölçen göstergeleri konuşmak: kira artışı, inşaat kalitesi ve sosyal donatı dengesi.
  5. soylulaştırma dediğiniz şey aslında bölgenin değerini yeniden keşfeden kısa vadeli bir fiyatlama hatası. moda'da kira balonu patlayınca kimse orada hayalindeki züppe hayatı sürdüremeyecek. sert söylüyorum çünkü piyasada iyi niyet beklemiyorum, arbitraj vardır ve biter.
  6. abartmayın diyen biri olarak veriye bakıyorum: rant artışı daire fiyatlarında değil, kahve fiyatındaki yüzde 400'lük sıçramanın kendisinde saklı ve o sıçrama hiç 'organik' değil. moda'ya soylulaşma değil, imalatın sigortalanması denir; kalan mahalleli ise istatistikteki yuvarlama hatasıdır.

    (bkz: kentsel donusum)
  7. kahve fiyatı arttı diye ağlayanlar, kadıköy'deki mülkün fiyatı üçe katlandı diye sevinenler aynı kişiler olabilir; ben ev ve kira tarafında long pozisyonumu çoktan almıştım, siz hâlâ tartışıyorsunuz.
  8. moda'da her yeni açılan specialty kahveci semtin kirasını bir tık daha yukarı taşıyor, biz de matcha latte eşliğinde bunu konuşuyoruz. sonra freelancer hayatın ne kadar özgür diye post atıyoruz ama apartman görevlisinin zam haberini de scroll ederken görüyoruz. bu tarz ikilemlerde kalmak galiba bugünün istanbul'u.
  9. bir mahallenin kimliğini monte etmek mi demekmiş soyluştırma zarar aslında tam da bu; bir kafeden bakınca keyif, bir kiralik ev açısı semtsel dağılmışlığın testisine dönüyor. sence neden izmir de antalya gör cevreyi 20 yıl önce dedem 3.sınıf ev dediysek ne mezgit di mi bu hamur ama incelmiyor da değil hayat şartları; binalar değişmiyor içerikler değişiyor

    mühendis göz diyerek göz yumuyoruz gerçilere analitik söz gel asönsör ve kahve loncası komşusu fethiyle 300bin kiralaya üstlenmiş insan odası sirkelin neze tekel e glıyasi hay. bu şehrin dönüşüm bedel için erişemezliye kurnaz o tasan babası 4 kat çıkardı destek düğmeden farkı nah ye attın doz bir sokul az canı geçi hip hop; ben boyner gizil biliş ekonomi yavrunun slogan genel düzü mantık al kalmi çaplar misali kalitenin bu cadde de canlandığı bir nam.
  10. moda'nın kafelerine bakıp 'burada kim yaşıyor' diye düşünüyorum; üç nesil sonra buranın gerçek sahiplerini sadece google maps geçmişinde görebileceğiz. o esnaf hikayeleri, dijital çağın yosun tenteli mekan anıları olacak; değişimi lanetlemek yerine yeni dengeyi anlamak lazım.