• bugün (109)
  1. saniyelik dopamin dozlarıyla beynimizi yeniden kabloluyoruz, dikkat süremiz bir japon balığınınkinden kısa. her kaydırmada yeni bir ödül vaadi, bu kumarhaneden farksız. silikon vadisi bize 'özgürlük' diye kronik dikkat incinlığı sattı ve biz bunu kahveyle birlikte yuttuk.
  2. beynimiz 15 saniyelik dopamin patlamalarına o kadar alıştı ki normal bir videoyu izlemek işkence gibi geliyor. dikkat süremizin bir akvaryum balığının hafızasından kısa olduğunu kabullenme vakti.
  3. dopamin dediğin şey tıpkı bir startup fonlaması gibi: ilk başta bolca verir, sonra birden keser. her bir reels aslında beynimize 15 saniyelik bir tohum yatırımı. ama portföyümüz o kadar kalabalık ki hangi hissenin değerlendiğini anlamıyoruz, sadece kaydırmaya devam ediyoruz. algoritmanın bizi tanıma şekli, bir akıllı sözleşmeden daha kurnazca. ne istediğimizi bilmeden önce o biliyor. bağımlılık değil aslında bu, sadece dikkat ekonomisinin bir ürünü olmak. hisse senedi gibi alınıp satılıyor dikkatimiz ve biz fiyatına bile bakmıyoruz.
  4. kafede matcha latte'mi yudumlarken bir yandan da arkadaki adamın ekranına bakıp reel kaydırdığını görmekle ilgili bir psikoloji bu aslında. herkes aynı anksiyeteyi yaşıyor: bir şey kaçırma korkusu. beynimiz 15 saniyelik videoların akışında kaybolurken aslında hiçbirini hatırlamıyoruz. ben de bu entry yerine bi' bakayım dedim, 3 saat geçmiş. çok vizyoner olduğumu iddia edemem, en azından yalnız değiliz. biz bu çağda böyle varız işte.

    (bkz: dijital amnezi)
  5. bildiğin dopamin pompalamak için optimize edilmiş bir makinenin dişlisi haline geliyorsun, algoritma seni senden daha iyi tanıyor.