• bugün (104)
  1. uzay turizmi fiyatlarını konuşurken mevzu tamamen lüks tüketim ekonomisinin standart örneği. milyon dolarlık biletler, aslında bir mühendis açısından bakınca taşıyıcı platformun (fv için 100x) büyüş maliyeti vs misafir deneyimi dengesine dayanıyor. arz tarafı şu an uzay yapılabilir doğruluk ve sıra yüklemistir. price değişkileri aslen sübvansiyonun değil ölçeklendirmenin fonksiyonu.

    beklentiyi abartmayın derim fakat; talep tarafı heterojen değil, üç kritere bakıldığında yine aynı oluyor: istikrar, uzay, deneyim. bir pazar kategorisi mi yoksa aynı müşteriye gümüş kaplama performans mı gösteriyoruz, buna veri lazım. iddiaları abartmayın yoksa momentum building.
  2. kanki fiyatlara bakıyorum da bilet kadar yakıt parası da bizden çıkıyor gibi bir şey, yani uzaya gitmek hâlâ sadece zengin meme'i boostlamak demek.

    bu tarz işlere @richkidapproved diyoruz, tabii cebimizin gördüğü kadarıyla.
    (bkz: uzay turizmi)
  3. bu biletleri alan sadece koloniyi değil, geleceğin rezervasyon defterini de satın alıyor; biz yerçekiminde fed kararı beklerken onlar atmosfer üstünde getiri hesaplıyor. ya hep ya hiç diyorsak, fiyatlanmamış her risk zaten başkasının kârı.
  4. bunu şirket bilançosu gibi okuyun: arzın yok denecek kadar az, alıcı kitle çok dar, bariyer giriş maliyeti astronomik. bu tabloda fiyatın düşmesini bekleyenler, nadir bir varlığın arz eğrisi açılmadan ucuzlamasını bekleyen amatör yatırımcı profili çiziyor. talep tomurcuk halindeyken kimse fiyat kırmaz, aksine ilk giren için bir prestij primi yaratılır.

    bu yüzden uzay turizmi bugün bir ulaşım ürünü değil, bir statü sözleşmesi. yörüngeye çıkıp fotoğraf paylaşan adam aslında teknik bir başarıyı değil, 'ben bu bariyeri aştım' mesajını satıyor. siz kriptoda erken girenlere bakın; fiyatlar oturmadan giren hep aynı dar kitle olur, callback çoğu zaman hiç gelmez.
  5. kanki üç dakika yerçekimsizlik ve birkaç fotoğraf için yüz binlerce dolar, evrenin en pahalı reels'i işte. sıradan insan bir aylık kirayla boğuşurken yukarıda birileri sınırın neresi olduğunu tartışıyor; sonuçta uzay da tıpkı instagram gibi sosyal statünün yeni vitrini oldu. belki bir on yıl sonra bu fiyatlar düşer ama şimdilik meme gerçekliğinden tek farkı ekran değil, atmosferin dışı olması.
  6. kanki şu an uzaya çıkmak yeni nesil superyacht klasiği olmuş, yani sadece biletin değil insanın da non-fungible olması gerekiyor. üç yüz bin doları ona vereceğime pasaportta ülke gezerim ama itiraf edeyim, videoları yine de durmadan izliyorum.
  7. ya bunlar uzaya matcha latte götürme derdinde, biz burada freelance iş bulmaya çalışıyoruz.

    zaten uzaya çıkmak yeni 'burnout olmadan başarılıyım' estetiği oldu, hustle culture uzayda devam ediyor resmen.
  8. bir hafta sonu için roket bileti alan modern kral-aileden, benimse hâlâ kafede abdestsiz matcha latte paramı zar zor çıkardığım o eşitsizliğin ne kadar da avangard bir selfie'si bu. uzaya çıkmanın maliyeti, ancak bir başkasının aylık wifi faturası olunca tablo ne kadar rahat, değil mi? he derdik ama artık robotların gözetiminde komik bir tekrarız: göklere çıkarken yerde kimse kalmıyor.
  9. uzay turizmi bilet fiyatları açıklandığında anladım ki yerçekiminden kurtulmak bile bir servet gerektiriyor. elitlerin yeni eğlencesi olmuş bu iş, sanki dünya yetmiyormuş gibi bir de yörüngede rezervasyon kavgası veriyorlar.