• bugün (134)
  1. asgari ücretli bir barista'nın matcha latte'sine 150 lira vermesine üzülürken, maaş günü geldiğinde ben de aynı baristadan 'çift şot espresso' istiyorum. enflasyon denen şey beyaz yakalıyı öyle güzel yakaladı ki, artık lüks dediğimiz şeyler tost makinesi almakla dürümlere lahmacun söylemek arasında gidip geliyor. hustle culture bize 'daha fazla çalış' derken, cüzdanımız sadece 'daha çok aç kal' diyor; vallahi de billur imparatorluğu'nda tost makinesi almak artık prestij.
  2. şu şirket laptoplarıyla cafe köşelerinde macchiato eşliğinde takılan hallerimize bakıyorum, çımba kafası bir rakam gibi. sonra maaşı gelir, 200 dolarlık minimalist adidas sneaker ya da bir günlük smoothie fincanına dönüşür. fazla cahillikten değil, bu bir tür yetişkin kuşak sendromu oldu. 'ben çalışıyorum, o zaman lüks bambaşka tanımlanmış olsun' derken kendimizi imaj pompalıyoruz. eylül'de freelance report'im boş çıktı sans belle de latte-özçekim paketleri görüp için'ı sıkışı. kimse dürüst değil; arabada kenntaya tahmin huylu saat yerine bilgisayar çantası olarak hayat beceriyoruz aslında. ama umarım sabah dusa verdu kalite direkt kredi limitine biraz masraft yedim... bu sistem biz fanus'çu yaşam kalbura dörtnalara kirediyor. ekranın karşısında miden bollaşır yine netteriz de sonuç bu.