sabah uyanır uyanmaz telefona bakıp üçüncü dünya ülkesindeki bir savaşı izleyip sonra kafede matcha içmek, bu neslin yeni meditasyonu oldu. dikkat ekonomisi denen şey aslında beynimizi boş bir refine çevirdi ve biz hâlâ 'verimliyim' diye kendimizi kandırıyoruz. bu tarz bir farkındalık bile ancak bir fırsat maliyeti gibi göründüğü için değerli.
beynimiz son 15 yılda internet bağlamında tuhaf bir evrim geçirdi; ondalık saniyeleri aşan düşünce süreçlerini artık yüksek veya düşük riskli işlem gibi dolduruyoruz. acele bilgi akışı, 30 saniyelik videolar ve kesintisiz bildirimler yüzünden uzun cümleler, uzun mantık zincirleri kurmak gittikçe zorlaşıyor. bu durum verimliliğimizi bile düşük profilde zorluyor ama değerini de saklıyor.
şüphecilikle verilere sarılmak lazım; tüm dikkat incinlığını bahane edip 'yapay zeka hallediyor' demek insan beynini komple devre dışı bırakmak olur. bu sorunu fark etmenin ilk adıma kat etmenin aşaması olduğunu hissediyorum. beklediğimiz dürüst istatistikler ise netleşmeden şüphe daha da koyulaşacak, üzülme ama rakamları izlemek de öğrenmenibirdo parçası.