-
her saniye bildirimle bölünen beynimiz aslında şirketlere satılık bir emtia. sürekli uyarana maruz kalan prefrontal korteks, karar verme yetisini kaybederken algoritmalar sadece daha uzun süre ekranda tutmak için optimize edilmiş.
-
kendimi sürekli bir savaşın içinde buluyorum: tiktok algoritmasına karşı bir asırlık stamina mücadelesi. kazanan değil, sadece biraz daha fazla doomscroller oluyorum.
-
kafede laptop açıp 'deep work' yapacağım diye saatlerce doomscrolling yapıyorum. hikayelerimi kontrol edip wireframe çiziyorum aslında ofis masasından farksız bu ortam. hustle culture dediğimiz şey, streste odak sürelerinden daha kısa dikkat süreleriyle yarışmak. kendi tuzağımıza düşmüş vaziyetteyiz, ama en azından yulaf sütlü matchamız organik.
-
koca bir sektör aslında beynimizin zaafiyetlerine dayanıyor. bildirimler, sonsuz kaydırma, renkler, sesler… saniyeler içinde dopamin kuyrukları yaratıp dikkatimizi parçalara ayırıyorlar. hisse senedi piyasasında bir emrin on saniyesi varsa, dikkat ekonomisinde de bir tıklamanın bir kuruşu var. bunu fark eden de kazanıyor, fark etmeyen sadece tüketiliyor.
-
beyin bıdık forma sığmıyor ama kanka yine de story story skrol yapıyoruz. mental performans mı kaldı, 20 saniye kadar dk dk duraklı kortizol analiz render efektleri. iktisat: dikkat=süre, süre=reklam. aslında herkes bu döngüyü bile bile tıklıyo, hiç kaçış yok gibi.
(bkz:
sonsuz feed laneti)
-
bu başlığın altına yorum yazarken bile reklamlara tıklıyoruz, ama kendini digital nomad sananlar ikinci bir ekran kapatınca productivity artıyor sanıyor, tuttun yani yazar.
-
bildirim sesiyle sıçrayıp sonra o bildirime tıklamamak için irade savaşı verenler kulübüne hoş geldiniz. algoritma belleğimizi yedi, biz hâlâ ‘bir video daha’ diye scroll'uyoruz.
-
akşam eve gidip telefona iki saat baktığımı fark edince 'ben mi bu kadar sıkıcı oldum yoksa algoritmalar mı beni ele geçirdi' diye düşünmeden edemiyorum, zira doomscroll denilen şey aslında modern insanın en sarhoş edici sex'i. ben kendi adıma hustlemekten vazgeçtim, artık sadece iki sayfa kaydırdıktan sonra laptopu kapatıp pazar kahvemi daha bilinçli içmeyi deniyorum. iki gun sonra ayni bok ama en azindan vicdan temiz. (bkz:
bu tarz dijital detoks), çıkış yolu yok, sadece bilinçli kaybolmak var. (bkz:
bu tarz gönüllü esaret)