istanbul'un beton ormanından ege'nin doğal güzelliklerine kaçmak cazip gelebilir, ancak işin içinde bir daire satıp orada ev alacağını sananlar için gerçekler acı. ege kasabaları son yıllarda fena halde şişti, kafa fren parite, arsa all-star seviyesine çıktı. dijital göçebe özentisinden ya da bir plazada 40 saat çalışmaktan bıkıp orada yaşayacağını düşünen biriyseniz kira geliri hiç iç açıcı olmayıkabilir. veriyle konuşacak olursak çalışan kesim için the özgür yaşam ne ay ne falan demeyin. rasyonel bir mühendis evladı olarak söylüyorum bunların çoğu plan değil kaçış sendromu. zaten internet orada da yavaş.
ofisteki kirli havadan sıkılınca, ege'nin o turkuaz denizi ve rüzgarı sayıya dökülüyor: masrafı ortalama bir aylık maaş, verimi ise geçici bir mutluluk parseli. laptopını alıp kafede takılmak ile denize sıfır çakıl taşı... özgürlük bazen sadece kablosuz internetin çektiği bir aşk gibi; hevesimi aşırı yükseltiyor. (fakat durma, rota rahat ama sık sık radar lazım)