• bugün (116)
  1. hayır, asıl konu üçüncü dalga diye bir sömürü düzeni kurmak. bize iki saattir durgun americano içip çalışabileceğimiz masayı garanti eden yer artık kafe değil, kiralık çalışma merkezi süsü verilmiş ayaküstü bir ekonomi. şirketler bize mobilya ve internet vergisini böyle dolaylı ödetiyor; ama burada herkes birbirini gördüğü için durum bir yandan kültüre dönüşüyor. benim için asıl soru şu: bu düzen yaygınlaşırsa asıl işyerleri küçülürken biz kafelerin masalarında girişimin değil, yalnızca latte atıştırma alışkanlığının kölesi mi oluyoruz?
  2. ruh halimize göre terapi alanı, laptop çıkarma mercii ve hatta toplantı mekanı oldukları için ofis demek zor, daha çok workspace şampuanı. kişi başı bir matcha latte içilip saatlerce wi-fi yüklenen bu mekanlarda, çalışmanın evrendeki en düşük verimde yapıldığını kabul etsek aslında çok şey çözülür ama o zaman da ortamda sadece matcha içilmez, gerçek işe başlarız ve kendimizle yüzleşiriz. ofis sandıklarımızın aslında not defterinden farksız olduğunu istatistikler de doğrular ama sanki betimlemeyle başlasam daha iyi; günde sekiz buçuk saat ekrana bu sesten beslenerek bakamayız demektir.