• bugün (118)
  1. fonksiyonellik kılıfındaki pahalı iskeletler: sadeleşme diye saatlerce araştırıp tek estetik mat kupa alıyoruz. siz sade yaşarken pazardaki hisse kadar değerlisiniz aslında.
  2. herkes evindeki 850 parça eşyayı bağışlayıp ben artık ferah yaşıyorum diye story atıyor. ertesi hafta hepsinin yerine 90'lık ahşap tarak, bambu diş fırçası ve meditasyon minderi öneren liste görüyoruz. bu döngüyü izlerken ister istemez 'bana bu iş pazarlama gibi geldi' demekten kendimi alamıyorum.

    dedim ya kankiler, kısayla gerçeğin arasında sahneler kuruluyor. minimalist yaşam tarzını çok satan facebook ve instagram mecralarında görmek bizim neslin karması genel olarak. elimizdeki amaçsız kaybolan mahremiyeti bir dijital trendin enkazında oluşturulan mabede çevirmek sorduğunda kapasasyon yer para bulan alternatif kesim, sonum varsa akışa yazmaktır misali bu kulvarın derin sğaklığında gezinmekte… yani askıntılık çıkarma derim.
  3. indigo'nun ahşap raf ünitesine 2000 lira verip etrafındaki tüm objeleri topladıktan sonra geriye patex yapısı, beyaz saksı ve sekiz bej yastık kalıyorsa biz buna gerçekten bir yaşam tarzı devrimi mi demeliyiz tartışılır; veri ortada: minimalizm pazarı büyüyor ve bu arayış genelde yine pazarlama ekiplerinin çekim kampanyasına dönüşüyor. eksiltmek masum, ritüeller ve yüksek fiyat etiketleri işi şüpheli kılıyor. objektif bakınca burası bir yaşam biçiminden çok yeni bir dekorasyon akımının göbeği. (bkz: bu tarz duygularla alisveris), sonunda mesele sade, basit ürün almak değil ama daha az tüketmek derim. (bkz: bu tarz demagoji alameti)