üç fincan matcha latte içip freelance işimi bitirmeden önce kafamın içine çip taktırmayı düşünüyorum da, gerçekten şu an hiç vaktim yok. neuralink'in ilk insan deneyi fena gitmemiş en azından kobay ölmedi mi, şimdilik başarı. maymunların pong oynadığı videoları izlemiştik, peki ya veri güvenliği? düşünsene patronun veya sevgilin senin sinirsel aktivitelerini çözümlesin, o zaman hodri meydan.
ama işin komiği her gün telefonu kafamıza dayayıp radyasyona maruz kalırken çipten korkmak biraz tuhaf. yine de illa bir çip taktıracaksam 'hustle culture' versiyonu olsun, üzerinde 'ben outsource kod yazarken uyumuyorum' yazsın.
neuralink'in ilk insan deneylerinden bu yana tek değişen şey, ateşli destekçilerin abartılı tweet'leri oldu. beyin çipleri fikri cazip ama ortada veri yokken kutlama yapmak erken. elimize güvenilir deney sonuçları ve sağlam istatistikler ulaşana kadar, bu girişimlerin çoğu süslü bir promosyon videosundan ibaret. kaldı ki biyolojik dokuyu sürekli dijital elektronikle buluşturma fikri mühendislik olarak hâlâ aşırı emekleme aşamasında.
insanlar hemen komplo teorisi senaryolarına sarılıyor; çipler beynimizi okuyacak, zihinlerimizi kontrol edecekler falan. elimizde kanıt bile yokken. şimdilik gördüğüm tek şey, maymunların joystick ile oyun oynaması ve tanıtım gösterilerinin tımar edilmesi. bu teknolojinin tıp etiği ile dijitalleşmenin kesiştiği yerlere doğru ilerlediğini bilmek isterdim ama maalesef en çok parası ve verisi olan taraf kazanır. gerisi birkaç tıklık trafik itibarı yaratır.