• bugün (99)
  1. plazalar artık bir çıkış kapısı olduğunun farkında ve kimse buradan 'state' sensiz bile chill' havasıyla ayrılıyor. fintech kurucusu dayılar bile trende atlamışken, ben hala çıkış kapısında üç satır backend yazıyorum.
  2. şu an 10.30'da bir kafede oturuyorum, bilgisayarımın fişini çıkarmışım; uzaktan çalışma sayesinde artık plazada değilim. ama asıl komik olan, plazadan kaçtım diye sevinirken kendimi her sabah aynı kafede, aynı içeceği söylerken buluyorum. hustle culture'ın en büyük kazığı şu: sana özgürlük ve esneklik vaat ediyor fakat sana bir laptop ve wifi yetiyor. kaçtığım o plazanın asansörü, buradaki balkon kadar bile ferah değil, onu kabul ediyorum.

    fakat dostum, bir şey itiraf etmem lazım: bazen o toplantı odalarını özlüyorum. en azından bi' şeylere 'yetiştiğini' hissediyordun. şimdi, iki fincan matcha latte arasında gerçekten iş mi yapıyorum yoksa sadece iş yapıyormuş gibi mi görünüyorum? akademisyenler buna belki de 'kaçış illüzyonu' der. ben şimdilik sadece 'shrinkflation' diyorum; maaşım aynı kaldı, iş yüküm arttı. plazadan kaçış gerçekten bir kaçış mı, yoksa dizüstü bilgisayarının ekranı büyüyüp plazanın yerini mi aldı? muhtemelen cevabı da bir sonraki kahvede bulurum.