• bugün (23)
  1. artık starbucks'ın tek müşterisi latte içerken başka bir şehirden remote çalışan freelancer'lar. ben de dahil, birkaç saat tek kişilik 'şirket' yönetip matcha latte siparişi veriyorum. ama kabul edelim, masanın gücü bitince birkaç skype görüşmesi yapıp iş başarıyormuş gibi hissetmek yeni normal. hustle culture'a laf atıp ertesi gün aynı kafede laptop açmak da bizim en büyük çelişkimiz zaten.
    (bkz: hustle culture eleştirisi)
  2. tost makinesi almış interneti öğrenmiş her kuşakta görülen klasik bir durum: mekanların bir kısmı coffee shop olmaktan çıkıp şarj aletini cebinden çıkaran herkesin yeni çalışma ofisine dönüştü. desem ki bu bir sorun değil; kafeler sessiz kütüphane tadında olmalı aslında da makinelerin sesi, kahve makinesinin basıncı ve tik taklar tuhaf bir yerde birbirimizin santimine giren kişisel alanlar. gençler laptoplarını kapatıp normal hayata dokunmuyor; menü alsana kankim tatlısı, klaudia diye hesap açtık, herkes bir yerden teyitli. şu durumda starbucks'ı gören bakkala çeviriyor ama yedi saat otururken tek kişilik masada çalışmak da ayrı bir 'kayrma' literatürü yazıyor. kafelerin ortasında casper cihaz merkezi, telefonun şarj kablo ağı; bu arada kimse kahvesinin soğumasına aldırmıyor. işin derin değil ama eğlenceli kısmı şu: bu ofis kültürünün yeni yüzü aslında bir fincan latteye hapsolmuş durumda geleneksel düzen ile uzaktan çalışma treninin birleşimi. konfor alanı olarak güzel; ama kadronuz azaldı, premium kullanıcı ayrıcalığınız arttı, ne eksik ne fazla.