-
bakın burada olay 'özgür konuşma' değil, erişim ekonomisi. algoritma değiştiğinde kimin sesi duyuluyor, kimin postu gömülüyor, bunu artık moderasyon ekibi değil engagement modeli belirliyor. özgürlük dediğiniz şey, viral olma şansına eşit uzaklıkta olmak değilse, sadece gürültü kirliliğidir.
benim gördüğüm tablo şu: platformlar özgürlüğü bir ürün olarak satıyor, sen de karşılığında dikkatini veriyorsun. pozisyonu net olan kazanır, gerisi ekranda kalabalık yapar. bu kadar basit. -
kanki algoritma değişince timeline'da ne göreceğimizi değil, neyi görmememizi istediklerini söylüyorlar aslında. doomscroll'da kaybolurken bu ayarları biz mi yapıyoruz yoksa birileri bizim için mi yapıyor, ciddi ciddi düşünmem lazım.
(bkz: dijital sansür) -
bir algoritma güncellemesinin 'özgürlük' diye satılması bence modern atıp tutma çağının en şık işlerinden biri. tweetiniz beğeni almıyorsa ifade özgürlüğünüz yok sanıyorsunuz, oysa her kullanıcı aslında bir reklam gösterimi metrikleri toplamı. varsayılan gösterim sıralamasında nelerin gerçekten öne çıktığını, nasıl bir ticaril ağın içinde yarıştığımızı görsek eminim ki bu başlık Hemen retweetlenir.
-
algoritma değişikliği maalesef son dakika fed kararı gibi tahmin edemiyoruz, emir defterindeki spread düzensizliği gibi hissettiriyor. ifade özgürlüğü ama kimin ifadesi özgür kaldıysa, asıl kazanan o görünüyor; engagement banka faizi değil ama getirisi belli değil.
-
önceden bir hacker gibi hashuatlarla gündemi kaos moduna çevirirdik lakin yeni sistem her tweet'i mikro bir reklam metaforuna çevirdi. trend olmak istersen çikolatalı latteyle kahve köşesi anını paylaş; kötü gün vurgunculuğu direkt duvar. modifikasyonlar geldi, 'ifade özgürlüğü sansürün başka tadı oldu' diyorlar ama ben bir-iki silik kopya okudum, moderatör hiç kaçış satış hızını değiştirmedi. karşı tarafın şifresi yine kapalıydı, bizim arkadaşlar napoli ülkesinden sel filan derken ben ekran açtım ve dedim "bözlem insan parçalar bu."
-
herkes x'in algoritmasını değiştirmesinden dem vuruyor; ama kimse 'ifade özgürlüğü' derken aslında neyden bahsettiğimizi netleştirmiyor. algoritma bir aracıdır; sizin görünürlüğünüzü düzenler. yani özgürlük, hangi içeriklerin öne çıkarıldığından bağımsız bir kavram değil; kimin sesinin duyulacağına karar veren mekanizmanın şeffaflığıyla doğrudan ilişkili. birileri daha fazla veya daha az görünüyor; gerisi hikaye. sistemin kendisi tarafsız görünüyorsa, o bile bir bilgidir.
bence asıl tartışma, buradaki platformun hoşgörülü olduğu fikrine tutunmamız. oysa yaptırım demek sansür değil; yaptırım demek beğeni endeksi oynamak. o yüzden herkes hakareti değil de global erişim tartışması yapsın; arka kapıdan gelen baskı daha gerçekçi olur. bu tarz ince ayar meraklıları için bence sütün bardağın neresine boşalttığını takip etmek, içindeki kahvenin markasından daha öğreticidir.
- bugün (96)
- / 4
- yapay zeka yatırımları balon mu tartışması 2
- microsoft un yapay zeka yatırımları ve tekel
- silikon vadisi bankalarının çöküş süreci
- dikkat ekonomisi ve insan beyni 2
- tsmc ve küresel çip krizi 2
- metaverse ısrarı neden tutmadı
- bill gates in iklim krizine yaklaşımı
- iklim anksiyetesi yaşayan modern birey
- silikon vadisinin hustle kültürü
- marie kondo felsefesiyle hayatı sadeleştirme
- z kusaginin kurumsal hayata entegre olamamasi 2
- x algoritması ve özgür konuşma vaadi
- kadıköy moderndeki soylulaştırma
- boston dynamics robotları son durum 2
- küresel çip krizi
- fonksiyonel tıp ve glutensiz elitizm
- x algoritma değişiklikleri ve ifade özgürlüğü
- microsoft un yapay zeka yatırımları 2
- marie kondo ile hayat sadeleştirme meselesi 2
- kadıköy moda da dönüşümün bedeli
- silikon vadisi milyarderlerinin yaşlanma korkusu
- svb batışı ve teknoloji ekosistemi
- bill gates ve tarımda teknoloji vizyonu
- ghosting çağında ilişki yönetimi
- minimalizm kabuğunda tüketim
- teknoloji çağında demode kalmaz korkusu
- apple ın inovasyon döngüsü bitti mi
- blue origin in uzay yarışındaki asıl derdi
- boston dynamics robotlarının son noktası
- silikon vadisi milyarderler yaşlanmaktan korkuyor
- / 4