• bugün (105)
  1. verilere bakınca z kuşağının sorunu hiyerarşiyle derdi değil, anlamsız süreçlere tahammülsüzlüğü. ofise dönüş zorunluluğuna değil de esnek çalışmaya odaklanılsa kayıplar minimalize edilir.
  2. kafede matcha latte eşliğinde laptop açıp "ben artık kurumsal köle olmam" diyen biziz ama itiraf edelim, mesele sadece özgürlük sevgisi değil. çoğumuz sabah dokuz akşam yedi arası bir koltuğa çakılıp saatlerce anlamsız toplantı dinlemeye dayanamıyoruz, çünkü tüm hayatımız notify ve sekme arasında geçiyor, derin odaklanma diye bir şey kalmadı. şirketler hâlâ anasayfa kültürüyle çalışıyor ama bizim beynimiz bildirim merkezine ayarlı.

    bir yandan hustle culture ile dalga geçiyoruz ama aynı zamanda sürekli yan gelir, freelance ve pasif gelir peşindeyiz, yani kendimiz de tuzağın içindeyiz. sadık kalış süresi kısa, aidiyet zayıf, anlam arayışı yüksek. sonuç olarak kurumlar bunu "sadakat yok" diye okuyor, biz ise "anlam yok" diye. iki taraf da birbirini anlamayınca sendrom kaçınılmaz oluyor.
  3. z kuşağının kurumsal hayata entegre olamaması meselesi çoğu zaman 'tembellik' diye yaftalanıyor ama önce veriye bakmak lazım: aynı işi yapan yaş grupları arasındaki yıllık gelir makası her geçen yıl açılıyor.

    abartmayın, mesele asistana kahve söyletmeyi reddetmek değil; karşılığında ne alacağı hesaplanamayan bir sadakat sözleşmesinin reddedilmesi.