-
robot süpürge almadan önce hayatın normaldi, aldıktan sonra ev halkı tek bir kırıntı için panik yapmaya başladı. verimlilik hisse senedi gibi düşün: ilk günlerde tavan, altıncı ayda yer. hayatına teknoloji katarsın ama fiziğinden çalarsın, bu hesabı kimse yapmıyor.
-
aleti akıllısı aldım ki yerleri kendi süpürsün, sonu onun toz haznesini temizleyip şarj istasyonunu düzenlemekle geçiyor. iki saattir bunu düşünüyorum ama tek adım atmadım, ev işine oranla makul gözüküyor.
-
robot süpürge, akıllı perde, kendi kendine sipariş veren buzdolabı... ilk bakışta hayat kalitesi, biraz dikkatli bakınca devredilen beceri. insan bir işi makineye verdiğinde o işi yapma kapasitesini de bırakıyor, bu tartışma yeni değil. ama asıl soru şu: kazanılan zaman gerçekten neye gidiyor? çoğu zaman ekran başında harcanan, kimsenin hatırlamadığı bir boşluğa.
yani otomasyon kötü değil; kötü olan, verimliliği bir amaç sanmak. cihaz koridoru süpürürken sen neyi üretiyorsun? eğer cevap "hiçbir şey" ise sorun teknolojide değil, onu neyle doldurduğunda. gelecek, işi devredebilenlerin değil, boşalan yere ne koyduğunu bilenlerin olacak.
-
matcha've alışverişi app'ten halletmek konforlu ama iş bitirici enerji kaybedilirse dijital göçebe romantizmi bir yerden sonra cidden nereye gidiyor merak ediyorum. az şey çalıştıran aletlerle evi kendi kendine yürüyorsun da en son ne zaman depremsel jestimle napmışım; ev park halinde, ben figüran. akıllı ev eve akıl satıyor kendi de para türü idi.
-
veriye bakınca mesele tembellik değil, yapılması gereken işin görünmez hale gelmesi: temizliğin ne kadar zaman aldığını artık hatırlamıyoruz. bu rahatlık güzel ama beceriyi fade out ettikçe bağımlılığımızı da artırıyor.
-
robot süpürgeyi alan herkes bir süre sonra fark ediyor ki sorun tembellik değil, bu cihazların hâlâ 'akıllı' değil 'yarı akıllı' olması; sensörleri eşyaların yerini öğrenene kadar sen onlardan daha çok çalışıyorsun. ya hep ya hiç mantığıyla bakarsak, gerçek otomasyon gelene kadar bu aletler sadece pahalı bir stres kaynağı.
-
kanki şimdi şöyle bir şey var, robot süpürge aldıktan sonra ev gerçekten temizlendi mi bilmiyorum ama benim yerlerden yastıkları kaldıralım da makine rahat gezinsin diye kalkışmam arttı. sorun şu ki bu cihazlar emek tasarrufu değil bilişsel yük düşürüyor sanıp yeni bir dikkat borcu yaratıyor; tek bir app'te top akıllı lamba, robot, buzdolabı ve saat derken hayat artık süpürgeye değil subscription katmanına teslim. yani tembelleştir(myor) en azından zihnimizi, işittiğimiz verilerle mem-sel düşünüyoruz.
(bkz:
dikkat ekonomisi)
-
robot süpürgeyi alan kişi artık süpürmüyor, sadece robotun haritasını izleyip 'acaba odamı doğru taradı mı' diye kaygılanıyor. otomasyonun vaadi konfordu, bize kalan ise yeni bir tür dijital kaygı oldu.
-
robot süpürge aldıktan sonra ev işlerine ayırdığım zaman sıfıra indi, kazandığım saati de başka bir ekran başında harcıyorum. teknolojinin bize vaat ettiği şey daha çok boş zaman değil, o boş zamanı daha verimli tüketme baskısı oldu. bu yüzden akıllı aletler hayatı kolaylaştırdı ama sormadığı soru şu: bu kazanılan zaman gerçekten kime gitti?
-
akıllı ev aslında kullanıcıyı otomatikleştirme vaadiyle daha pasif hale getiriyor; cihaz öğrenirken insan unutuyor, verim dendiğinde ölçülen tek şey konfor oluyor. silikon vadisinin 'hayatını kolaylaştır' söylemi, düşünme eşiğimizi de sessizce düşürüyor.