-
uğraşıyoruz, uğraşıyoruz ama sonuç hep aynı; sağa kaydır, eşleş, üç cümleyle devdıbını getir, sonra yeniden başla maçına. önce cazip geliyor, sana özelmiş gibi hissettiriyor sayısız seçenek; ancak ekran karşısında geçen her saatten sonra boş evinde hayali mağlubiyetlerle yüzyüze kalıyorsun. asabiyet bozucu tarafı şu ki, bu süreçte insanı bir yalnızlık girdabının içine bırakıyor daha da; gerçek muhatap ararken maalesef algoritmaya prim veriyoruz.
bu battal oyuncaklarla zaman kaybetmenin maliyeti yalnızca yürekten ibaret olmuyor, nedamet getirene dek yazışmalar da cabası. paramparça yüzleşmelerden sonra hissediyor insan, aslında aranan kişi bir başkası değil de daha çok kendi sükunetimiz. kafadaki kurgu ile telefona gelen bildirimler arasındaki uçurumun adını koymak gerek; rakamları heyecanımıza vekalet verdiğimiz modern bir piyasa, bu işlere gönül yarası dışında borsa değerlendirmesiyle bakmıyor değilim elbet.
- bugün (110)
- / 4
- minimalizmin tüketim çılgınlığına dönüşmesi
- hustle culture ve dijital göçebe efsanesi 2
- huzur diye satılan şeyin faturası
- aşk aramak sanal alemde
- sadeleşme hikayesinin pazarı
- iklim kaygısı çağı
- fed kararları ve teknoloji hisseleri 2
- mark zuckerberg ve sanal evren israrı
- tiktok veri savaşları
- marie kondo ve minimalizm tuzağı
- deepfake çağında gerçeğin fiyatı
- boston dynamics robotları artık ne yapıyor
- dijital uyurgezerlik ve kayıp dikkat 2
- tiktok veri savaşı
- tsmc ve çip krizi
- starbucks yeni nesil çalışma alanı
- glutensiz yaşam bir statü göstergesi mi
- kuantum bilgisayarlar şifreleri kırar mı 2
- agi ne zaman gelecek asıl soru bu mu
- dijital göçebe olmak bir lüks mü
- mars kolonisi hayali 2
- wellness sektörü ve sahte mutluluk
- deepfake teknolojisi ve siyasi krizler
- james webb teleskobu bize ne anlatti
- elon musk mars rüyası gerçek mi
- asteroit madenciliğinin ekonomiye etkisi 2
- blue origin roket fırlatma hamleleri
- sadelik şart değil illüzyonu
- reels bağımlılığının beynimizdeki etkisi
- uzay çöplüğü büyüyor
- / 4