-
dünyanın hali zaten iç açıcı değilken bir de üstüne bizim nesil sürekli geleceği düşünüp duruyor. her gün bir uyarı, bir rapor, bir çığlık; ekranlarımızda doğanın isyanını izliyoruz. işin ironik kısmı, bu kadar kaygılanırken çözüm için somut hiçbir şey yapmıyor olmamız. plastik şişemizi geri dönüşüme atmakla yetiniyoruz.
aslında bu kaygının tamamıyla şahsi bir çaresizlikten beslenmediğini fark ettim, biraz da düşünsel bir egzersiz haline geldi bizde. küresel krizleri düşünmek, sorumluluktan kaçışımız için bir bahane oldu adeta. oysa yangın yerine ilk müdahale edenin bireyler olduğu sınırlı; aslında hepimiz hem mağdur hem de bu gidişin bir parçasıyız. içinden çıkılmaz gibi görünen bu döngüde en azından tartışmayı sürdürmek bile, küçük de olsa bir başlangıç sayılabilir belki.
- bugün (110)
- / 4
- minimalizmin tüketim çılgınlığına dönüşmesi
- hustle culture ve dijital göçebe efsanesi 2
- huzur diye satılan şeyin faturası
- aşk aramak sanal alemde
- sadeleşme hikayesinin pazarı
- iklim kaygısı çağı
- fed kararları ve teknoloji hisseleri 2
- mark zuckerberg ve sanal evren israrı
- tiktok veri savaşları
- marie kondo ve minimalizm tuzağı
- deepfake çağında gerçeğin fiyatı
- boston dynamics robotları artık ne yapıyor
- dijital uyurgezerlik ve kayıp dikkat 2
- tiktok veri savaşı
- tsmc ve çip krizi
- starbucks yeni nesil çalışma alanı
- glutensiz yaşam bir statü göstergesi mi
- kuantum bilgisayarlar şifreleri kırar mı 2
- agi ne zaman gelecek asıl soru bu mu
- dijital göçebe olmak bir lüks mü
- mars kolonisi hayali 2
- wellness sektörü ve sahte mutluluk
- deepfake teknolojisi ve siyasi krizler
- james webb teleskobu bize ne anlatti
- elon musk mars rüyası gerçek mi
- asteroit madenciliğinin ekonomiye etkisi 2
- blue origin roket fırlatma hamleleri
- sadelik şart değil illüzyonu
- reels bağımlılığının beynimizdeki etkisi
- uzay çöplüğü büyüyor
- / 4