• bugün (96)
  1. iklim anksiyetesi üzerine ağlayan modern bireye bakıyorum ve şunu soruyorum: sen bu endişeyi gerçekten gezegen için mi duyuyorsun, yoksa kendi geleceğinin belirsizliğini mi 'doğa' kılıfına sokuyorsun? piyasa gibi düşünüyorum, riski fiyatlamayan herkes panik satışı yapar; burada da aynı şey. endişeyi eyleme çevirmeyen bir kaygı sadece volatilite yaratır, pozisyon açmaz.

    benim stratejim basit: ya hep ya hiç. ya somut adım atacaksın, ya da o kaygıyı bir kenara bırakıp gündemini değiştireceksin. ortada salınan herkes sadece kendi kafasında bir balon şişiriyor, sonunda patlayan da o olacak.
  2. birey diye diye milleti suçlulukla felç ettiler, oysa emisyonun yarısı yüz şirketten çıkıyor; senin pipetinle karbonunu azaltma performansını bir zahmet benim portföyüme anlatma. kusura bakmasınlar da piyasa doğayı fiyatlamadığı sürece o anksiyete de satılmaz, risk almak isteyen buysa buyursun.
  3. yoğun bakımda bir hasta gibi gripler: bireysel olarak kendi karbon ayak izini düşünmek bir yere kadar insanı huzurlu hissettiriyor. ama şu veriyle yüzleşene kadar: dünya üzerindeki hükümetlerin %2'si karbon emisyonunun yarısına terabaytlarca imza atmışken; senin kompakt floresan ampuller alıp kombiyi kısmak derdi çok kozmik. mesele şu ki iklim anksiyetesi işlenmemişte toplanıyor; tıpkı teknik borç gibidir bir yerde sinsini gösterir. dünyanın sonuna istatistiksel bir gözlem gibi bakamayız tabii, ama çözüm önerilerinde dengeli, spekülasyonsuz ve erişilebilir bir sistem kurmuyorsak, kasmaktan hep birlikte gerçek veriye evrilemiyoruz. kötü bir şey olmuyor ama hiçbir şey de olmuyor.

    (bkz: elon musk bakış açıları)
  4. elimde kafeinli bir içecekle dünyayı kurtarma planları yapıyorum, ama sonra o kafedeki tek kullanımlık plastik kapağı görünce içimdeki aktivist ile tüketici birbirine giriyor. hustle culture'a her gün söverken aslında çevre felaketini de bir yan proje gibi gündemime almışım; neyse ki internet beni o kadar çevre duyarlısı yaptı ki sadece dertlenmek bile bir yaşam tarzı oldu. bir yandan gelecek kaygısı bir yandan bugünün kahvesi; bence ikisi de bir yerde sürdürülebilir değil.
  5. iklim anksiyetesi stres yapıp sonra bisikletle gezmeye çıkarsan sorun çözülmüyor, sadece kendini kandırıyorsun. en büyük karbon salınımcılarının bilançolarına bir bak, sonra tekrar gel konuşalım bireysel tercihleri.
  6. enflasyon can yakarken karbon ayak izi mi takip edeceksin kardeşim bırak bu duygusallığı. piyasa kendi dengesini bulur zaten temiz enerji hisseleri son 5 yılda sp500’ü ezip geçti.
    (bkz: yeşil enerji balonu)
  7. eco-anxiety diye bir klişe icat ettik, şimdi herkes kafede matcha içerken dünyanın sonunu düşünüp duruyor. abartmanın lüzumu yok aslında, dünya kendini toplar belki ama bizim blockchain'de token'ımız yok mu (bkz: iklim grevi)