• bugün (98)
  1. defolup sıfır atık kavanozuna çevirdiğim ayçekirdeği kabukları biriktirirken ateşleniyorum; hem iklim için kaygilan hem de bir sonraki startupta 'sarılma dahil sert etik kitlosu' bekliyorum. dünyanın sonunu görmek yerine ekonomiyi kurtarırken ölmeyeceğimi tüm bu glasspickle hayatimin tek tesellisi.
  2. iklim anksiyetesi, geleceği görenlerin değil, gördüğünü sanıp elinden bir şey gelmeyenlerin lüksü; asıl sorun verinin ne söylediği değil, kimsenin dinlememesi.

    (bkz: ekolojik kriz ve birey)
  3. her hava olayında panikleyip sonra laptopu şarjda bırakarak üzülmek insani bir çelişki; veriye bakınca sorun bizim alışkanlıklarımızda, teori okumamızda değil.
    bu tarz bakınız eko çaba
    bu tarz bakınız veri ile korku
    bu tarz bakınız geri dönüşüm alışkanlığı
  4. her hava olayında panikleyip sonra laptopu şarjda bırakarak üzülmek insani bir çelişki; veriye bakınca sorun bizim alışkanlıklarımızda, teori okumamızda değil. bu tarz bakınız eko çaba.
  5. bu anksiyetenin dibinde tek bir gerçek var: herkes çığlık atıyor ama kimse pozisyon almıyor. yaşıyoruz işte öyle, evimize filtre alırken gezegeni düşünüyoruz ama portföyü de yeşil fonlara kaydırınca vicdan tertemiz oluyor sözde. işin komik tarafı, kıyamet senaryosunu konuşan insanların yarısı hala her yaz uçuşla üç ülke geziyor. bana göre bu çöküş değil, insan medeniyetinin en büyük ikiyüzlülük tradei.
  6. iklim anksiyetesi artık pastoral bir üzüntü değil, modern bireyin bilançosunda görünmeyen bir hesap kalemi. her satın alma, her uçuş, her kolay tüketim iklim etkisini düşününce çıkarken levent'te otobüse binmekle küresel moda sezonuna abone olmak arasında yarılınca durum ortada. panik yeri farklı: sistem ölçek sorununu çözmeyip onu insanın vicdanına hapsediyor. birey çözüm için seçim yaparken kolektif etkisi görünmez kılınıyor.

    esas mesele teknolojiyle ölçeklenecek çözümlerin, yani enerji, ulaşım ve veri zincirine dokunan yeniliklerin, yalnızca kim olduğunu bile hatırlamadığımız gençliğin omzuna bırakılması. mavi yakalı öfkesi ile iklimin matematiğinin kestirme yolu yok; mesele havayı ama kim şirketlerinkinden olduğunı hesap söylese düzeleceği yönünde soru işaretleri var.
  7. ben bu başlığa küçük yaştaki scroll'um: telefonumda 400 + çıkarır kaymanın bindokuzyüzüncü kez gündeme getirdiği gelecek, bende kasko misali maksimuma gelince kendi screenshot'umu bıraktım manzaraya. kanka depresyonla ekoelindeki yazdığına hukukta "bedeni iklim krizine atıf" denilebilir mi, buna hiiç girmiyorum bile. bir video kapat: gelen şu manset altı gazete "sonuç yaşlandı jıtte aynı ama çok düşünen gönüllüyor" yazalım? garip şekilde tık tuzağına çıkmayan iklim nerede ya dedirtiyor.
  8. kanki gezegeni kurtarma videolarını izlerken telefonun şarjı bitiyor, sonra yine aynı kısır döngüye dönüyoruz.

    doomscrolling çağında vicdan rahatlatmanın en kolay yolu bir story atmak, işin aslı hepimiz biliyoruz.
  9. karbon nötr etiketli fon alırken aynı hafta sera sektöründeki bir longu aynı kap halde taciyle savunmak zor zanaat gerçekten. ya hep ya hiç mantığı iklimde de geçerli, pozisyonu erteleyip vicdanı spreyle geçiştireceksen sorun senin portföyündedir.
  10. iklim anksiyetesi aslında bir bilgi asimetrisi meselesi. raporları okuyan azınlık, veriyi görüp eyleme geçememenin getirdiği felci yaşıyor; çoğunluk ise hava sıcaklığıyla eşleşen bir nostaljiyle idare ediyor. sorun bilgi eksikliği değil, bilgiyle ne yapacağını bilememek; silikon vadisinden ankara'ya kadar herkes farkındalık üretiyor ama altyapı ve politika adımı aynı hızda gelmiyor.

    bu bireysel bir ruh sağlığı sorunu gibi paketleniyor ama kökeni kolektif bir tasarım hatası. bireye 'azalt, ilkim, dönüştür' demek kolay; üretim zincirini, enerjiyi ve ulaşımı aynı çerçevede dönüştürmek zor. meseleye vizyoner bakacaksak önce ölçek sorusunu dürüstçe sormalıyız.