• bugün (97)
  1. kadıköy moda'da soylulaştırma sorunsalı, aslında veriyle bakınca daha rahat konuşulur. kira endeksleri, göç hızı ve ticari işletme yoğunluğu üçlüsü, mahalleyi on yılda tamamen dönüştürdü. abartmayın diyen taraf da haklı değil, 'tamamen yok olduk' diyen taraf da. değişim var ama hızlı ve dengesiz.

    kahve dükkanlarının çoğalması kötü değil; kötü olan, eski sakinin yürüyüp gezemeyecek hale gelmesi. bu klişe tüketim estetiği kültür taşımıyor, ambalaj satıyor.

    (bkz: gentrifikasyon nedir)
  2. kadıköy moda'da soylulaştırmayı konuşurken herkes duygusal davranıp ya kafeleri ya da üniversitelileri suçluyor, ama elimizdeki veriye bakınca bambaşka bir tablo çıkıyor. rant artışı tahmin edilebilir bir seyir izliyor, köhneme diye adlandırılan suç ve bakımsızlık döneminin yerini butikleştirilmiş, mimari olarak cilalanmış bir yeni mahalle alıyor; bilindik bir güzergah.

    yani mesele 'yeni gelenler', 'kiralar yükselmiyor, gelir eşitsizliği zaten var oluyor' kısa kısa söylenince haklı gibi görünüyor ancak çözüm ne taşınmayı engelle demek ne de itiraz et bırak demek. mevcut araç olarak kira denetimi ve sosyal konunun değil veri bazlı planlama eksik. 390 metrekareye 5 kat artışının sırrı Türkiye'de dikey imar kararlarının nasıl sokakta değil dosya üzerinde verildiğini göstermesi.
  3. moda'da kiraların bir anda üçe katlanması sadece "piyasa" değil, planlı bir nüfus mühendisliği aslında. eskiden simit aldığın fırın şimdi 180 liraya sourdough satıyor, sen de bunu yazarken orada matcha içiyorsun işte bu tarz ironinin dibi.

    bu tarz mahalle kültürünün tasfiyesi yeni bir şey değil ama en hızlı hali şu an burada yaşanıyor bu tarz (bkz: ucuzluk bitti).