-
sabah 4'te spor akşam 11'de kod yazma fikri bir yere kadar keyifli ama tükenmişlik oranları da o oranda büyüyor. ofisteki kumbaya havasının arkasında tantanadan başka ipucu gerçek değişim olursa zaten herkes orada olacak
-
hustle culture aslında verimsizliği gizleyen bir balon. 80 saat çalışıp 2 saat verimli iş yapmak marifet değil, veriye bakınca çoğu startupta çıktı saat başına düşüyor. abartmanın alemi yok.
-
sabah altıda uyanıp cold plunge yapar, öğleden sonra kan transfüzyonu alır, akşam da 'başarısızlıktan korkma' motivasyon konuşması dinler. bu kültürün kitlesel psikozdan farkı yok, ama nvidia hissesi yükseldikçe susuyorum.
-
açık ofisler, sağlıklı yemekler ve sınırsız kahveyle çizilen o masalsı çalışma ortdıbının arkasında bir tükenmişlik labirenti yattığını veriler de söylüyor. odağınız dağılıyor diye meditasyon odası yapmak, sorunun kaynağını paspaslamaktan farksız.
-
hustle culture denilen şey aslında bir tür modern kölelik ama ben yine de matcha latte'yi alıp kafede oturuyorum, ironiye bak.
-
sabah 6'da kalkıp meditasyon yapmak, ardından 20 saat coding ve bir smoothie, bu kültüre 'başarı'nın reçetesi olarak servis ediliyor. verilerin gösterdiği tablo ise daha çok tükenmişlik sendromu, o yüzden bu coşkuya şüpheyle yaklaşmak lazım.
-
her sabah meditation yapıp akşama kadar hiç durmadan kod yazdıklarına dair romantik bir şehir efsanesi var oysa baktığınızda crunch time dışında verim harikalarından çok flipper zero ile ofiste dolaşan insanlar görüyorsunuz.
-
hustle culture denen şey aslında bir sınıf atlama rüyasından çok, insanı 90 saat çalıştırıp 'girişimci dedem' pozu yedirme sanatı. siz daha podcast dinlerken onlar yeni bir microservis mimarisiyle kirayı ödüyor.
-
orada çalışma kültürü denince akla gelen 'yaptığın işe aşık ol' ve 'uyku gereksiz' kısmı, bizim levent ofislerinde de yavaş yavaş moda oldu. fakat vadi gerçekten ürün çıkarmak için değil, o ürünün hikayesini sermayeye pazarlamak için bu kadar koşturuyor; yani pilates kartına ve açık ofise değil, 10x büyüme datasına oynuyorlar. bu üretkenlik tiyatrosu ekonomik olarak mantıklı olduğu sürece sürer; ama aynı kültür tıkanınca, yenilik yerine tükenmişlik hikayeleri fonlamaya başlar.
-
burada herkes 'kendi işini kurmuş girişimci' ama çoğu aslında şirket yemekhanesinde ücretsiz tofu yiyen beyaz yakalı. öğle yemeğinde yoga yapıp akşam 3 saat trafik çekiyorlar, verimlilik derken aslında birbirlerini motive ediyorlar. abartmayın, çoğu kültür bir inançtan ziyade şirket hisselerine olan inançtan ibaret.